ARMAN’IN SON BOMBASI!..

Yanıtı Ayşe Arman ’ın bugünkü yazısında!

Arman ’dan eşine romantik ödül
 
 
Ayşe Arman, 48. yaşını kutlayan eşine kızı Hale ile alay malay hazırladığı romantik hediyeyi bugünkü köşesinde yazdı:

Alya ’nın armağan kutusu

Bu yol durumu az buçuk daha abarttık.

Alya ile gelişigüzel camları ve şamdanları evden otele taşıyoruz.

“Aman mumları unutmayalım!”

8 modül 60 santimlik içki mumluk, yerde duracak, yakınca bıcır bıcır, tam tıpkı mum olacak.

Ve kristal üçlü tıpkı çırakman…

Onu banyoya koyacağız…

“Aman dikkatli olalım…”

“Tükenik anne nikbet ika. Hep bunlar babanın doğum günü çokça güzel olsun diye değil mi?”

“Tamam. Haydi çabuk cilt…”

İki dahi şampanya götürüyoruz evden.

Gelişigüzel şeyi yükleniyoruz, hediyeler karışma.

Alya, babası üzere benim çok sevdiğim tıpkı dürü kutusu yaptı.

Ben hakeza şahsen işlenmiş şeyleri seviyorum, çizimler, resimler, albümler, CD ’ler, filmler, annemden öyle öğrendim…

Alya ’nın kutusunun başında, babayla çekilmiş fotoğrafları var, yağız parafin, haddinden fazla çalımlı duruyor, cet havuzun içre onu havaya atıyor, baba ona kemirmek yediriyor, birlikte aynı botun içindeler, zooloji bahçesindeler, babanın omzunda… O büyüklüğünde tatlılar ki. Fotoğrafların etrafına Alya sevdiği sticker ’ları yapıştırdı, yeni öğreniyor evet, adını üstelik yazdı. Resimlik kabil duruyor ama haddizatında bir kutu. Alya ’nın kutusunun kapağını açınca, içinden ilk ayrımsız paçarız çıkıyor. Babanın ceketinin düğmesiymiş, saklamış. Sonradan aynı deniz kabuğu, Bali ’bile birlikte toplamışlar, lavanta, güzel koksun diye niteleyerek, bahir kenarında tıpkısı erkeğin elini markajcı aynı kız resmi, kendisi çizmiş, babasıyla oymuş. Boyalı tıpkısı taş, birlikte yapmışlar. Ayrımsız kâğıda Maribel ’e “Trinity” ve “onetyone” yazdırmış, bunlar bizim ailecek uydurduğumuz kelimeler, olamayacak kadar iri rakamlar, kim bazen hangi kadar seviyor, sevgimizi ifşa etmek için kullanıyoruz.

Ve ayrımsız ihtisas, özlük kalbi, babaya sunuyor.

Tıpkı dahi basit bire bir tavşan. Bu ne diyorum, o birlikte “Hımmmmm” diyor, bizimle gelemiyor ya, ruhunu kutuya koymuş!

Tıpkısı de tıpkısı çağa resmi yapmış.

Bu ne deyince de, “Bebek” diyor, “Bana ihsan almasını istediğim mütekellim bebek…”

“Olanaksız kusur” diyorum, “Bu babanın mevlit günü, tığ ona ihsan alacağız…”

“Olsun” diyor, “Kutu benim, istediğimi koyarım…”

“Bitmiş…”

Tıpkısı üstelik cup cake ’ler var elimizde, rengârenk, herhangi bir birinin üstünde ayrı benzeri gönül yazıyor.

“Rastgele şeyi koyduk mu arabaya… O antlaşma gidiyoruz…”

Maribel üstelik bizimle, kadro cereyan ediyor, akıllıca otele… Az Buçuk taşınıyor kabil olduk, ama oteldekiler izin ve yüz verince… Yazının başında abarttığımızı söylemiştim zaten…

*

Bir Nebzecik benzeri otel.

Çokça aradım, zira Dubai ’dahi pespaye tıpkı molekül nail olmak çokça zor!

Bura tenisçi Federer ’in da sevdiği tıpkı otelmiş, burada gizleniyormuş, kimse imza mimza diye rahatsız etmiyormuş, denizin üstünde, öz halinde yeşillikler zarfında ayrımsız otel…

İki birlikte Türk çalışıyor, sağ olsun arkalama ettiler.

Tolgay Parlakyiğit Club Manager, gayr otelin içindeki restoranlardan birinin -La Baie- şefi, Ümit Kaygusuz. Ellerinden mevrut temas şeyi yaptılar. Bahçeye açılan ayrımsız kaynak istedim, kırmadılar. Baba işten otele geldiğinde, koltuğun arkasındaki Alya, elinde kutusuyla “Sürpriiiiz!” diye bağırarak ortalığa fırlayacak.

Evvel pasta üfleyeceğiz.

Sonra güleceğiz, eğleneceğiz, yüzeceğiz.

Sonradan Alya ve Maribel eve dönecekler, ego sevgilimle birlikte kalacağım.

Sonra aşındırmak…

Türk şef Kaygusuz, 6 tür yemek getirecekmiş, 6 çeşit bade eşliğinde…

Tığ şarapları içip efkârlı olurken, odamız hazırlanacak. Banyo küveti dolgulu olacak, evden getirdiğim mumlar, işte o aşamada devreye girecek…

Ve gül yaprakları…

48 oluyor sevgilim.

Tanıştığımızdan beri ona otuz tip dolma çektim.

O de bana.

Umarım daha şaşırtabiliyoruzdur birbirimizi.

48 ’ine bile hakeza girsin.

Camları otele taşıdığımı görünce, “Bundan Sonra çüş, tamamen delirmişsin!” diyecek, biliyorum ama ego gelişigüzel yeri eve çevirmeyi seviyorum.

Şu hayatı ne büyüklüğünde romantikleştirebilirsek, alay malay ne büyüklüğünde gülebilirsek ve mutluluk paylaşabilirsek…

O büyüklüğünde iyi.

Lütfen beni tutmayın, hazırlıklara okşamak zorundayım!

Ahbaplık Etmek üzere…

Ayşe Arman /Hürriyet

Bir Cevap Yazın