AYKUT IŞIKLAR YAZDI

Yetinme önderleri (!) keşke sanatçılar büyüklüğünde kişi olabilse…

Hezel vermiştim neymiş… Sezen Katarakt, Ajda Pekkan, Rüya Avşar ve Gülben Akil Baliğ ’e “Kürt açılımı” yaptıracaktım… Türk halkı namına hesap soracaktım. Nereden nereye diyecektim.
İzmirli Sezen Eş ’a “Bırak şu İstanbul ’de milyon dolarlık evleri toplamayı de Şırnaklı Kardelenler ’e çalgı okulu yaptır. Fena Hâlde sesli kızların elinden tut, şarkıcı, şöhret yap. İstanbul Unkapanı Plakçılar Çarşısı ’na kadar gelmesinler. Mahsun Kırmızıgül üzere yıllarca sürünmesinler” diyecektim.

Ajda Hatun ’la “Sen 40 sene geçmiş ’Ben bahir albayı kızıyım ’ diyerek hava atardın. Sonraları rahmetlik annen Nevin Bayan tarafına geçtin, Anlatı kızı oldun. Hatta sahnede nağme söylerken cam yedin. Senelerce ağzından çıkan iki kelimeden biri Fransızca oldu. Türkçe ’ni anlayamadık. Demincek da Kürt kızı mı oldun” diye niteleyerek orostopolluk geçecektim.

Hülya Kadın ’a “Merhum baban Cesamet Afşar ’Biz haddinden fazla açık bir aşiretiz ’ derdi amma tek Kürt lafı etmezdi. Amma rahmetlik annen merhum Emral Afşar, Ankara ’dahi cezaevinde yatan idealist kuzenini seçme fırsatta (bana) hatırlatırdı. Genişlik mail arkadaşın Susurluk kazasında ölen polis müdürü Hüseyin Kocadağ değil miydi? Tanrı ’tan sakat eşin Kayaç Çilingiroğlu bütün birlikte idi, şahidimdir. Düne kadar bire bir defa olsun Kürt kızıyım dediğini duymadık. Bilcümle Ayvalıklı ’yım der, albeni atardın” diyecektim.

Gülben Hatun ’a ’İstanbul ’daki hayranın gençlere Kanlıca ’da sivri lokantada iftar vakti yemeği vereceğine, eşin Mustafa Yılmayan ’ın doğup büyüdüğü Hakkâri ’deki çocukların karnını doyur” diyerek fırça atacaktım.

Ama hepsinden vazgeçtim. Hiçbirine keder kortej söylemeyeceğim.

“Kafana mir mı düştü? Geçkin başka şeyler söylüyordun” diyenler…

Tamam… Aklım demincek başıma geldi.

Bu ülkede böyle tatmin önderleri varsa yani; ceride yöneticileri, TV ’ciler, üdeba, profesörler, diplomatlar, politikacılar… Sanatçılarımız erkek, saf kalpli ve sadık eş sayılır.

Aymaz halkımızın sakim aklını de alıp götüren, ruh ve düşünceleri ile böyle oynayan ’görgülü insanları ’ gördükçe… “Ajdacığım sen ne yapsan haklısın. Sezenciğim iri kadınsın. Senin kıymetini bilemedim. Hülyacığım seni çokça seviyorum, kendini yetiştirip ve bu noktaya geldin. Gülbenciğim helal olsun sana. Gelişigüzel şeyin yeryüzü iyisini, yer güzelini lacerem üstelik kapıp, kendini aşıyorsun” diye, paylaşmak yanaklarından öpmek geliyor içimden.

Çok fazla derine ağmak istemiyorum. Lütfen çevrenize bakın. Örneğin çokça satılan benzeri gazetenin başlıklarına bakın. Sefir ’mağara izinden gidenleri görüp düşünün. Cenabıhak ’ım sen koru bizi… 60 yaşından sonraları Sefir ’in peşine takılan gönül, meze değil gezinme değil Ramazan günü bizi bozukluk öpüyor? Çok izlenen TV kanalı ana haberlerine bakın. Başvekil dört ayrı haberde fire saat ekranda kalıyor. Özürlü öğrencilerin iftar yemeğinden cankurtaran helikopterlerin ant doğrulama törenine dek. Düne büyüklüğünde Deniz Baykal ’ın yorumladığı ’Kürk açılımını ’ on an veriyor. Aaa olacak hareket değil… İstanbul Belediye Başkanı Valör Topbaş ’ı 7 yıl bilahare övme komple sözler ile anlatıyor. Asfaltın desibeli azalmış.

Eee böyle bire bir ortamda ben Ajda, Sezen, Görüntü ve Gülben ’ime kıyamam. Onlar birilerine bakarak delikanlının kralı sayılır. Yalan mı?

Aykut Işıklar/Zaman Gazetesi

 

Bir Cevap Yazın