AYRIMSIZ SAATTE ÜÇ ÖNERI!!

İstanbul ’a, hele Sultanahmet ’e mevrut turistlere Ingiliz Ingilizcesi rehberlerde yapılan yorumlar, malumunuz Türkleri kötü sinirlendirdi… Lonely Planet, Rough Guide, Time Out kadar tamam dünyada haddinden fazla satan bu rehberlerde İstanbul, alelhusus eş turistler üzere kabus olarak anlatılıyordu…

TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, bu iftiraların ‘rakipler ’in ürünü olduğunu söyledi.

Evet bu cümlelerde ana payı var mıydı? Yegâne başına gezen eş seyyah, jigoloların hedefi mi oluyordu?

Taksiciler yabancı müşteriyi dolandırıyor muydu?

Bu soruları özlük kendime sormanın anlamı yoktu. Sultanahmet ’e ‘tıpkısı gezmen gibi ’ gitmeye değişmeyen verdim. Boynumda orijinal bire bir şal, elimde fotoğraf makinesi ve Ingilizce delil tezkere, peşimde fotoğraf muhabiri arkadaşımla görüngü hesabına gittik.

CAMİİ ÖNÜ PİYASASI
Daha Sultanahmet Camii ’nin önüne gelmeden, parkta ikili-üçgen gruplar halinde oturan zinde adamların bolluğu dikkatimi çekti. Saat dörttü, bu adamların işi gücü çeşmeden akan suları seyretmekti.

Durdum ve fotoğraf çekmeye başladım. İki genç eş, simultane yanıma seğirtti. Akıbet derecede erkân benzeri şekilde, Ingiliz Ingilizcesi olarak ‘Apotr benzer miyim? ’ diyerek sordu yağız ceket, hane ve pantolonlu, 20 ’li yaşlardaki kara dilaver. “Sadece bakınıyorum” dedim. Bingo! Muhabbet başladı. Arkadaşı tıpkısı işaret çakarak uzaklaştı. Tendürüst âdem sormaya, ben bile gezici cevapları vermeye başladım: Birkaç, halis ama kibarcasına. Benzeri bile baktım benimle yürümeye başlamış. “Sultanahmet Camii ’ni muhakkak gezmelisin” dedi grameri akim, pratiği mükemmel tıpkısı İngilizceyle.

Şanlı ’ye hangi aksiyon yaptığını sordum. Tıpkısı lokantada çalıştığını, bugünün gereksiz olduğunu söyledi. Iyi dahi gereksiz gününde niçin bir dirhem iki atom çekirdeği, Sultanahmet ’te takılıyor, on paralık tanımadığı benzeri ecnebi kadını gezdirmeyi teklif ediyordu?

Camiiye girdik. Ayakkabılarımı çıkarıp poşete koymam gerektiğini söyleyip, mesafesini koruyarak beni camide gezdirdi. Amerikan seyyah edasıyla “Woww… Wonderful!” naralarımı gururlanarak izledi, cami için bilgi verdi. Çıktık, hala yanımda. Ne yapacağımı, nereye gideceğimi sormaya başladı. Arkadaşlarımla buluşacağımı, gitmem gerektiğini söyledim, ısrarla kahve içmeye davet etti. Kibarcasına reddedince kartını çıkardı ve “İstediğiniz zaman kadın, misafirim olun” dedi. Ahali sıkışarak ayrıldık.

YALNIZ AKIN ETMEK YASAK
Yalnız kalır kalmaz Ayak Tabanı İrini ’ye yöneldim. Az Buçuk karmakarışık olmuştum. Tamlık ‘oh bi kafamı dinleyeyim ’ derken İstanbul kitabı satan tıpkısı tüvana henüz yaklaştı. “Sağol almayayım” dedim. Boşu Boşuna! Yeniden solo yürümeme müsaade vermeyen, nereden geldiğimi, nereye gittiğimi soran tıpkı ayvaz… “Sorry” diye niteleyerek yumruk uzaklaştım.

Muallel zaman sonraları, muhtemelen bu sahneyi seyreden başka benzeri yoldaş, “Affedersiniz Italyan mısınız?” diye niteleyerek yanaştı. Gene esmer, esasen birazcık iki atom çekirdeği, 35 ’lerinde güleryüzlü tıpkı insan. Hayır efendim, ben Bostonlu ’yum… Şinasi, flört üstüne biraz elan görmüş geçirmiş. “Ah, stiliniz Italyan kadınlarına benziyor! Nasıl ailenizde var” diyor. Ego dahi zokayı güya yutuyorum: Olur, annemin yoluyla…

Benzeri baktım, gene tek başıma değil, koşa yürüyorum. Gezici avrat kendisine boydak üşüşmek bu şehirde galiba yasak!

Yine ne olduğumu körlemeden, nereden geldin, hangi büyüklüğünde kalıyorsun muhabbetine girildi. Dükkanı varmış, “Aa nerde?” diyorum amma Şinasi somurtkan büyükler: “Yok, oraya sizi götürürsem kusurlu anlaşılır. Size ayrımsız kahve ısmarlamak isterim. Türkiye ’bile benzeri deyim vardır, tıpkı kahvenin kırk almanak hatırı vardır…” Elhak aynı kafenin önüne gelmişiz, teklifini kabul ediyorum. 15 dakikalık kahve sohbetinde, çevrimli sorularla ne otelde kaldığımı, kimlerle geldiğimi soruyor. Yeniden hangi abartılı benzeri sarkma hareketi, hangi bile sinir bozucu ayrımsız yavşaklık.

Akşam programımı soruyor, içki ısmarlamayı, nargile içmeyi teklif ediyor. ‘Siktirici ahbaplık etmek ’ istediği amacıyla telefonunu veriyor. Terbiyesiz teklif yok, korte var. Tedirginim, dayanabilen konuşmuyorum. Umum sıkışarak ayrılıyoruz.

BONKÖR SPRINTER DİYARI
Off gerildim! Bünyamin nerede? Evet izlem edilirsem? Ya Türk olduğumu anlarlarsa?

Çatlaklık diye niteleyerek arkamdan esasen biri yaklaşıyor; “Bayan  nereye gidiyorsunuz?” Tekrar o kitapçı çocuk! “Geceleyin meydandayım, gel içki ısmarlayayım” diyor. “Kardeşim Türk ’üm, bi abat bırakın ya” diyerek nara atmak geliyor içimden… Bu atağı dahi savuşturarak görüngü mahallini çabuk adımlarla terk ediyorum. Herbiri cömert sprinter eli nimetli! Kesinlikle kaçış namevcut!

Sedir Yolu ’nda koşarcasına ilerlerken önümde revan iki Uzakdoğulu kıza yanaşan, saçları jöleyle Kahraman Bulut modeli arkaya yapıştırılmış, yağız cilt ceketli gencin ‘yanaşma ’ hamlelerine şahit oluyorum. ‘Beni tanımadın mı? Hani dün tanıştık? ’ diyor ısrarla. Kız, saatte 30 km/saat hızında yürürken kurtulmaya çalışıyor, galiba ki korkmuş.

Haddinden Fazla ülkede gezmen adına dolaştım, epey ilgiye hiçbir yerde mazhar olmadım. Cinsel tacize uğramadım, ama bekâr kalamamaktan, anbean damarı bozuk tıpkı harekete maruz kalma ihtimalinden, tecessüsten çevre rahatsız oldum. Ve tamamen bu gerginlik beni haddinden fazla yordu..

Seyyah olsam, bir tane başıma ya üstelik kız kıza aynı henüz Sultanahmet ’e gelmem. Bunu de daha çok kafanıza yazın turizmci arkadaşlar.

Saat: 16.05
1. SİZİ GEZDİREYİM

Sultanahmet Camii ’nin uğrunda etrafa aptal aptal bakarken playboy kemerli ‘Şanlı ’ yanıma yaklaşıyor. Sohbete başlıyor, beni gezdirmeyi öneri ediyor amma katiyen tecavüz yapmıyor.

Saat: 16.25
2. PARDON MAKARNACI MISIN?
Şinasi adındaki koca parkta yanaşıp ‘Çokça pardon, siz Makarnacı mısınız? Ben İtalya ’dahi yaşadım birlikte çokça benziyorsunuz ’ diyor. Benzeri kahvenin 40 almanak hatrı vardır deyişini anlatarak beni bir cafeye nida ediyor. Tün istersem beni nargile içmeye götürecek.

Saat: 16.55
3. TÜN BOŞ MUSUN?
Beyyine kitaplar bey bahanesiyle yanıma yanaşan bu tendürüst, teklifi reddedince soru yağmuruna tutup, akşam ezanı programı soruyor.

TATLI TATLI ESIR ALMACA
* Sultanahmet ’i mesken markajcı gailesiz adamlar, ecnebi kadınlara dem aldırmıyor. Amma nazikler; aksi hâlde kadınları kaçıracaklarını öğrenmiş gibiler.
* Taze adamların ilgisinden hoşnut olan turistler cins. Fakat Günindi kültüründe “Öff çekil başımdan” girmek ayıp sayılır. Tamamıyla bunu bildiğinizden tatlı şekerli hava almanın hangi manası var?
* Çoğu ahit, kadınların boydak dolaşmalarının hususi ayrımsız anlamı yoktur. Dümdüz suya tirit muhabbete katılır gibi gözükse de ecnebi benzeri erkeğin hangi niyetle yaklaştığını düşünmeyecek kadar embesil değiller!..

HANGI AKSIYON OĞLUM?
Ne olduğumu anlamadan Yüksek bana haremlik etmeye başlıyor. Yolda aynı polis güçleri arabası durup ona bahis atıyor. Ben yürüyüşe bitmeme ederken göl ayağı üstü şakalaşıyorlar. Ali . ‘Ne istiyor polisler ’ diye niteleyerek sorunca ‘Bulunmayan birşey, arabada bire bir tanıdığım vardı ’ diyor. Ayrılırken kartını verip yemeğe çağırma ediyor. 

34’TEN 57! TURİSTİ KAZIKLAMA!
Kendimi Hıncal Uluç kadar hissettim, ama pes dedim! Bu kadarını beklemiyordum… Sultanahmet ’kap Donanma Oteli ’ne gitmek için taksiye binip Ingiliz Ingilizcesi konuşuyorum. Tertemiz, erkân tıpkısı taksici. Beni sahilden dolaştırıyor. Temel şoku taksimetreye bakınca yaşıyorum: 21.500000! ‘Bu nedir? Çok aşkın! ’ Diyerek itiraz ediyorum. 22 liraymış 5 dakikalık öğün! Dayanamayıp patlıyorum:
“BAK KOÇUM O TAKSİMETREYE NE YAPTIN BİLMEM AMA HAKKIN 8 LIRALIK!”

Mehveş Habbe /Tabiiyet

Bir Cevap Yazın