BAHTIYAR TÖNBEKİCİ ÜSTELIK SOYULDU!..

Evcil hayvanlar hangi işe avantaj diye sormuştum sabık dolaşma.

Tek işe yaramıyor…

Lykia World’in davetlisi adına iki günlüğüne Antalya’ya gittik.. Biz orada golf turizminin inceliklerini öğrenir, acemi acemi golf oynamaya çalışırken…

Evimize harami girmiş.

Haydi bakalım!

Ne anladım ego demin “köpekli” kayırıcı olmaktan?

Bobi dedik bağrımıza pestil, tüpçüye, sucuya ve beli bükük havuzcuya dünyanın havhavını ederken e n’ooldu demincek? Eve âdem dost sokmazken ne bu?

beraber öğrendik ki hoppadak Bobiler değil üç kilitlenmiş demir kapılar, süper akva PVC kapılar, yerinden sökülemez pencereler bile işe yaramıyormuş.

Bizim, gelişigüzel defasında mücadeleler vererek, “açıl ulan!” diye çıkışarak açtığımız çipo kapıları, harami efendi sineklikmişçesine cart cart YIRTMIŞ!

Yani olacak hisse senedi değil. Son kademe aptal olduğunu düşündüğüm bire bir tasarımı vardı çıpa kapının. Kanatlar kapanıp kilitledikten sonradan, tavana ve yere giren sürgüler resen kendisine “ellenemez” hale geliyor ve böyle “çecik” üzere benzeri molekül oluyordu. İçimden birlikte “bravo demirciye, bak ferah düşünce etmiş” demiştim.

Oysa aferinlik bire bir şey değilmiş. Rastgele tasarım üzere onun bile bir zayıf yeri varmış. Birlikte anladığım kadarıyla dahi hırsızlar demircilerden elan uslu.

Veya tığ demircilerin “ağbi hiçbir özdek olanaksız” demesine lüzumundan çok güveniyoruz. Bap baca yaptırdıktan bilahare hırsızmışçasına cebretmek gerekiyormuş demek ki. Hiç fasıla kaybı demeden, o hangi büyüklüğünde uğraşabilecekse senin bile yapman gerekiyormuş buyurmak kim.

Efsanevi eş demir kapıyı yerinden söküp atmış.. Çıpa değil çubuk kraker sözde.. Sonrası bile çorap söküğü üzere mevrut işte.

 

***

Emniyet kartı faizlerini saymazsak, hayatımda tek bu büyüklüğünde ekti soyulmamıştım rüfeka..

Sakıntı diye tuttuğum çokça sevdiğim Sony Ericsson çökertme telefonum, Manitacılık Bey’e taaa İsviçrelerden getirdiğim yabanlık ayrımsız İsviçre çakısı, (kerpeten de oluyordu yavu..), televizyon, printer şu bu..

Amma bunların aynı önemi namevcut. Anne kaynak ışık makinesi çantası. Laptopları yanımıza almıştık amma makineyi ve birlikte kim benzen kabil objektifleri almamıştık. Genişlik bir iki 5 bin teklik para vardı çantada. Bir D 80 Nikon, tıpkı 210 mm tele, bir 50 mm ve sunma üzüldüğüm: henüz yemeden içmeden tıpkısı aycık önce aldığım serbest köşe. Çokça bayıla bayıla almıştık.

Özetle: Sermayenin yarısı gitmiş durumda. Yarı müflis benzeri gelişim kadınıyım ben daha çok.

Numara geçtiğimi sanıyorsunuz ama hakikaten öyle. Canım çok yanıyor. Kazandığım üç kuruş varsa laptop ve araba yardımıyla oluyordu. Ve o fotoğraf çantası tekmil on yıllık tıpkısı emeğin marifeti. Objektifleri kuruş kuruş biriktirip almıştım.

***

Benim kızdığım “haydut” değil. O metamorfoza düçar bir mahluk. Baksanıza Erman Toroğlu ve Cüneyt Özdemir’in evlerine karı sahipleri içerdeyken girmişler.

Benim evi az daha yıkacaklarmış. Duvara monte edilmiş kasayı üstelik sökmüş lan! Evet çıkmıştır inşallah götürene kadar. Üstelik boştu.

Buyurmak istediğim bunlar vampir filmlerindeki zombiler gibiler belli ki. Eş falanca değil.

Asıl “gidi” olan “alıcı.” Bunların çaldığını kayran birileri var. Benim arz beş altı 5 bin lira çantamı taş çatlasa 500 liraya almış bire bir asıl düşkün var. Onlar olmasa hırsız de çalmayacak.

Aha peşine düşülmesi gereken bu alıcılardır. Hırsızlar büyüklüğünde haddinden fazla olduklarını sanmıyorum. Yakalanmalarının birlikte el olduğunu düşünmüyorum.

Yani bu polis, bu jandarma, bu inanma hırsızlığı tutmak istiyorsa, gerçekten böyle aynı niyeti varsa “müşteri”nın peşine düşmeli.

***

Yegâne mutlu olduğum “kaybolma” şu: Sevgili Bey’in tiksinme ettiğim bir çift papucu vardı. Leş tıpkı nazir, cife renkte ayrımsız spor ayakkabısı. Üç yıldır patlamalarını ve çöpü boylamalarını bekliyorum. Meretler birlikte sağlam imdi!

HAHAHA! Harami salağı aynı zamanda zevksizmiş dahi.. Gitmiş onları dahi çalmış!!!

Çaktırmamaya çalışıyorum ama çok mutluyum. Oh beee.. Kurtuldum onlardan…

Mutlu Tönbekici /Yurt Gazetesi

Bir Cevap Yazın