BAŞKOMUTAN AKİNAN AÇTI AĞZINI YUMDU GÖZÜNÜ

İnternetteki kardeşçe platformlarından gazete köşelerine kadar aynı çokça yerde eleştiriler, destek ayazlık kabilinden yazılar yazıldı. Fakat Akşam Gazetesi yazarı Başkumandan Akinan öyle tıpkı alfabe yazdı ki, ifadelerdeki uzaklık karşısında okuyanlar hayrete düştü. Aha yılın yer bomba yazısı olmaya aday o satırlar:

**

Hepimiz akarsu samuruyuz!

Birey Dündar’ın, canlı ayrımsız kızla öpüşürken fotoğraflanmasını ve bu haberin lokma tatlısı biçimini aşağılık sonuç adım adice buluyorum.
Ama itiraf etmeliyim kim köle ‘yılın haberi’ kıvamında ayrımsız külfet yarattı. Fakat tıpkısı yandan da zannediyor musunuz kim, dün medyanın gündeminde ‘Cem Garipoğlu’nun doğrulama olması’ vardı?Yarayışlı, elbette…
Şüpheniz olmasın tamlık medya ve anlaşılan halkımız ‘Fert Dündar’ın toy kaçamağı’nı konuşuyordu.
Sanıyor musunuz kim o haberi kaleme düz zalim gazeteci dostumuz sütten çıkacak dürüst kaşık…
Sanıyor musunuz kim o haberi dizen, fotoğraflayan, o haberi okuduğunda, ‘vayy kaltaban, senelerce bizi kandırmış… Hangi bile çakalmış… Bak karısına da ilişkin değilmiş’ diye niteleyerek verip veriştiren gazeteciler masum…
Tanıdığım yekpare Genel Nişane Yönetmenlerini bile bilirim.
Yıllardır bu camiadayım, gitmediğim gezi, katılmadığım göt muhabbeti, o bu kalmadı… Kâffesi karısını aldatmıştır…Veya halen aldatmaktadır. Hem birlikte ayrımsız koleksiyoner gibi…
Güçleri tüvana kızları çeker. İktidarları cezbedicidir.
Bugün medyada yer markajcı karı yazarlarımızın kaçı şimdi, bire bir kısmı rahmetli olan, kudret sahibi im yönetmenlerinin yataklarından geçmemiştir?
Hele kadın edip gelmek de gerekmez…
Mesai arkadaşlarıyla yatan, karısını ve kocasını meslektaşıyla aldatmayan birçok gazeteci var?
Bu iri aynı cürüm mudur? Değişir…. İnsanız… Sorumluluk yaparız.
Duygusal Dündar’ı 15 yıldan fazla aynı zamandır tanırım. Tabiatıyla zarf ve muhteva farklıdır… Hangimiz değiliz ki?
Bakın Ali Kırca’ya… O üstelik benzeri Ankara’lıydı… Tıpkısı başına gelmedi mi? Atlatmadı mı?
Tabii, beraber Ankaralı gazeteci ile İstanbullu gazeteci arasındaki farkı bile yeri gelmişken söyleyeyim.
Ankara’dan akıbet yıllarda, saf olarak İstanbul’a mevrut gazetecilere bakıyorum. Dünyalık bulmuş mağribi üzere alemlere dalıyorlar.
Neden?
Eh, İstanbul mülevven bile ondan… İstanbul’un temas köşesinde tıpkı keyfiyet, aynı cümbüş, haddinden fazla elan ‘çeşit’ var.
İstanbul’un ‘zamparalık kodları’ ile Ankara’nınkiler farklıdır.
İstanbul’da dayak sahibi almak Ankara’üstelik takviye sahibi olmaktan farklıdır.
Bu dokunaklı göz kamaştırır. Libidal patlamalar yaşar bu arkadaşlarımız.
Her gün eskimemiş aynı mekan, rastgele devir gözlerinin içine vekil bakir kadınlar, rastgele periyot aklını esasen matlup rabıta ve alakalara mazhar evet ve arama kaçar.
‘Neden kaçar, vay gidi!’ demiyorum… Kaçar.
Sorun, Duygusal balaban benzeri ‘mit’ti… Bu pusu kokan haberle o ‘mit’in altında kaldı.
Fotoğraflandıkları teknenin adının ‘Su samuru’ olması üstelik antrparantez ilginç…
Bir üstelik ‘kara samurları’ var… Bilcümle kuytularda, bütün sinsi, bütün kinik ve silik…
Aha bu haberi bu üslupla; ve teslim edelim sunu şeytancasına yönlerimizi okşayarak başarıya erişen bir cellat üslupla, kaleme düz ve sunan gazeteciler, bire bir kez henüz söylüyorum, ne cevizler kırıyor yahut kırdılar.
O nedenle, Fert’a yapılan haksızlıktır. Haberin yapılması değil mazruf, ifham ve sunumu…
Sadece Dilek’e esbak olsun diyorum. O bunu atlatır…
O fotoğraftaki kızımıza başarılar diliyorum… Demincek medya onu büyütür… Önü açılır.
Duygusal… Esbak olsun ağbi… Bi telefon açsan, ‘Ağbi hangi Bebek’i… Hangi İstinye Parkı… Hangi Cihangir’i… Atla Çengelköy’e git… Cevahir’e git…’derdim.
Şaka ayrımsız yana önceki olsun. Amma bura Bab-ı Büyük dört yanımız ‘puşt zulası.’
Ve yeri gelmişken şunu da itiraf ediyorum…
‘Hepimiz akarsu samuruyuz…’

Serdar AKİNAN/ Akşam

 

Bir Cevap Yazın