Burak Özçivit: ‘Fahriye bire bir tane’

Hürriyet’cilt Şevket Çapa’nın röportajı…

*Duygulandıran jönden güldüren jöne aceleci bire bir yatay geçiş yaptın. Komediye el atarsam karizmam çizilir diye tek korkmadın mı?
– Oyuncunun görevi farklı rollere bürünmek değil mi? Elhak benim evvel oynadığım sıra dahi komediydi. Aslına bakarsan, günce hayatımda amiyane ahenktar bir cins olduğum için, komediye daha andıran olduğumu düşünüyorum.

*Ne çektin be Burak bu dizilerde, hangi çektin! Bu film tutarsa üzerine aynı da komedi dizisi patlat üstelik yüzün gülsün…
– Sanmıyorum ama tekrar dahi anlaşılan gayrimümkün, hayat bu! Dizilerde kanıksanmış benzeri kariyerim olduğu amacıyla, televizyonda henüz feci rolleri tercih ediyorum. Fakat iş sinemaya gelince, hedefim ağırlıklı yerine komedi yarmak… Filinta, “Amor Sana Analog”birlikte bunu gerçekleştiremedim ama “Kardeşim Benim” üstünde çalışmaya başlandığı önce günden beri komedi unsuru kısık basan bire bir film namına tasarlandı.

SENARYOLARI BEĞENMEDİM KENDI HİKAYELERİMİ YAZDIM

*Ee bittabi herif vakit kaybetmeden oyuncusu değil, filmin patronu da olunca konuşması hakeza gösterişli oluyor aha…
– Ya ne alakası var, büyütme Ihtişam (kahkahalar). Rastgele aktör gibi benim de bazı hedeflerim vardı. Yoksa patron tutmak kabilinden tıpkısı hayalim yoktu. Takkadak hoşur istediğim işlere imza atmak istediğim üzere bu şirketi kurdum. Yıllardır bana mevrut senaryoların hiçbiri hangi eyvah kim tamam anlamıyla içime sinmeyince zat hikayelerimi yazmaya başladım.

*Bastırırım parayı, açarım şirketi, istediğim filmi çekerim diyorsun yani…
– Hangi servet bastırması yahu, bütünü kredi (gülüyor)! Bu büyüklüğünde tafsilatlı müddet beklemişken, bari değecek tıpkı proje olsun diye niteleyerek düşündüm. Sağ olsun Timur Abi dahi “Hadi gel gelişigüzel yapalım” teklifiyle gelince, “Kardeşim Benim” ortaya daha çok.

*Çekimci olmak birlikte şen hisse senedi… Düşünsene seçme filmde başroldesin, rastgele afişte adın sunu fevkani!
– Şimdilik öyle tıpkısı düşüncem bulunmayan. Bir Vakitler sürekli ati planları özne benzeri tiptim amma bu huyumu çıktı törpüledim. Neler olacağını ant gösterecek.

*Geçmişi bıraktım, geleceğe de bakmıyorum, hatırat yaşıyorum mu diyorsun imdi?
– Açıkçası olayları akışına bırakmayı öğrendim. Elhak bizim mesleğimiz dahi bunu gerektiriyor. Tamam kendi filmlerimi fora etmek istiyorum ama seçkin filmde ben tamam muyum bilmiyorum.

*Düzencilik, yapımcılık derken Tanrı bilir seni yakında yönetmen koltuğunda bile görürüz.
– Bozukluk olmasın, sonuçta üniversitede fotoğrafçılık okudum. Bire Bir aktör yerine da kimi zaman o hisse kapılıyorum amma neticede ticari tıpkısı hisse senedi yapıyoruz. Kendimi cümle amade hissetmeden direktör koltuğuna oturmamın akıllıcasına olmayacağının farkındayım.

*Üç yıl önce mülakat yaparken karşımdaki söyleyeceği kelimeleri tek tek seçen, son teşrin teşrinisani kasılan, muhteriz adam gitmiş adına akıbet basamak rahat benzeri Burak gelmiş. Hangi oldu, bütün korkularını çöpe mi attın?
– Bence her kayırıcı korkmalı; esas korkmuyorsa balaban bire bir dava var demektir. Yetişkin olan onlarla yüzleşmek! Bu bilince vardıktan sonradan yürekli olabiliyorsun. Peki eskiden çokça elan kontrollü aynı tiptim amma bundan sonra kontrolü da düz meydan murakabe etmek gerektiğini öğrendim. Söz Gelişi manzara gücüm her ahit benden çok öndeydi. Bu ebat birlikte daim çekim yapmama etken oluyordu. Kafamdakiler sonuca ulaşamadığında balaban motivasyon kaybı yaşamaya başlıyordum. Imdi fon gücüme dizgin vurmayı becerebiliyorum. Kim agâh ihtimal de bunlar hayatın bana “Eyvallah” diyebilmeyi tedris şekliydi.

*İçine Aşkım Kapmak mı kaçtı, yoksa yaşlanıyor musun? Nedir bu Ferrari ’sini Satan Bilgili ayakları?
– Sen benimle bayağı kelle buluyorsun (kahkahalar). 29 ’undan sonra çokça değişiyor eş.
Bütün derlerdi “30 ’una bastın mı alelacayip bir ruh haline bürünüyorsun” diye üstelik inanmazdım. Ama yaşayınca görüyorsun. Baksana hangi büyüklüğünde rahat benzeri eş oldum!

BURAK ÖZÇİVİT

HAYAT KOÇUNA AYIRACAK VAKTİM Mİ VAR

*Akıllıcasına söyle, modaya uyup yaşam koçu filan mı tuttun kendine?
– Benim dirim koçuna filan ayıracak vaktim mi var abi ya? Bu aralar bırak görüşmeyi, yaşam koçu bana fakat Whatsapp ’fecir mülahaza gönderebilir (gülüyor).

*Efsus haddinden fazla mu yoruyorlar bu yakışıklıyı! Fazla düzentileme mi yapıyorsun?
– Dur, buna cevap vermeden geçmiş, yaşam koçuma danışmam lazım (kahkahalar).

*Vay be, amiyane bayağı stand-up ’çı olmuşsun…
– (Gülüyor) Oğlum hezel aynı yana, haftanın 6 günü, günde 18 saat setteyim. Çalıkuşu 120 dakikaydı, “yoruluyoruz” diyerek dert yanıyorduk. Malihülya 150 dakika, fikir hangi durumdayız!

*Sizin sektörden kime selam desem “Yerli sekans abes etraflı” diye niteleyerek ağlamaya başlıyor.
– Ego işkoliğimdir, ne kadar yorulursam yorulayım bilcümle işimin arkasında durur söylenmezdim ama gel gör ki 150 dakikalık kol başlamak, aynı yerden bilahare hasis insanın kendiyle imtihanına dönüşüyor.

*Tükenmişlik sendromuna falan yakalanmadan sınavı verebildin mi bari?
– Öyle ses seda falanca namevcut haddinden fazla şükür! İşine ihtilas tarafım seçme ahit “Dayan, yola devam Burak” diyor amma hem zihnî hem dahi fiziksel olarak güvenilmez yorumluyoruz.

FAHRİYE “BU HISSE SENEDI HASTALIK SABAHLARA KADAR SÜRÜYOR” DIYE NITELEYEREK SORMAYA BAŞLADI

*Artiz görünmek birlikte yumruk zanaat… Bu kadar çalıştıktan bilahare ödeşme olacağım diye niteleyerek bire bir birlikte kalk spora git!
– Bulunmayan abi ne sporu? Inanç ona de vaktim yok, doğrusu o yüzden zayıfladım. Milletin bilakis ego spor yapmayınca zayıflıyorum. Haftada ayrımsız bölüm off ’tum amma filmden kıran bu aralar o bile fon oldu.

*Fahriye ’yle mektuplaşıyorsunuz herhalde…
– Pusula senin devrinde kaldı. Ahit düşünce devri! Biz mübarek bol mesajlaşıyoruz (kahkahalar).

*Yoksa “Ben haddinden fazla yakışıklıyım, beklemeye değerim” diye mi kandırıyorsun kızı?
– Sonuçta ikimiz da bu işi yaptığımız üzere, nasıl bir temposu olduğunu biliyoruz. Ancak 150 dakikalık formata o da alışık olmadığı amacıyla “Bu hareket illet sabahlara büyüklüğünde sürüyor?” diye sormuyor de değil…

*Eh sorar ama hak kız…
– Elbette canım, şu anda bekâr o değil, etrafımdaki bütün bunu soruyor zaten. “Sen henüz 150 dakikalık paradigma yapmadın” diyerek açıklamaya çalışıyorum ama yakında onun da başına gelince anlar elhak.

*Eksiksiz tersini düşün, Fahriye uyku dahil sana günde hoppadak altı saat ayırsa, sen kıskançlıktan çıldırmaz mısın?
– Öyle kıskançlıkları dahi rafa kaldırdım artık. Sahn bana yekpare aşırılıklarımı dizginlemeyi öğretti. Kaldı ki birbirimizi çok bereketli tanıyoruz, kesinlikle aramızda bu makule bire bir sav olmaz. Filhakika Fahriye bile feraset üstüne yegâne… Bu mülakat nereye gidiyor? Hani bekâr filmi konuşacaktık?

FAHRİYE EVCEN – BURAK ÖZÇİVİT

AYNA KARŞISINDAN AYRILMAMAMDAN DAHA SAF NE TÜR KI

*Arz sevdiğin konuya, yani sana dönelim. Aynanın karşısından ayrılmadığın doğru mu?
(Gülüyor) Setteysem ayrılmıyorum, sonuçta ekrana çıkıyoruz, bundan daha natürel ne türlü ki? Fakat evde hakeza ayrımsız format bahis konusu değil bittabi. Aynalarla aramın gür olması ağız ağıza işle alakalı.

*Misyon ’la (Boz) kullanılmamış mi yoldaş oldunuz?
– Bulunmayan 7-8 senedir arkadaşız.

*Kasıt şen şakrak tıpkı insan, onunla gitmek mı senin gülünçlük katsayını artırdı?
– Bak hiç hakeza düşünmemiştim, tallahi cins. Gaye ’ın arz iri artılarından biri oyunculuğu çok bilmemesine karşın bununla ilgilendiren kendini bayındır bırakması ve açması. “Ben bu işi bilmiyorum bana arkalama edin” diye niteleyerek geldi sete. Tığ bile elimizden ne geliyorsa yaptık onun için.

*Kasmıyor yani…
– Motamot öyle. Ilginç ayrımsız insan ve bence bir oyuncu üzere mefkûre tıpkısı hissedar. Filhakika tekellüf boşaltmak futbol üzere paslaşmaktan ibaret. Karşındaki hangi kadar açıksa sen dahi o kadar açılıyorsun. Tasavvur dahi ego de haddinden fazla acara adamlarız. Üçlüyü oluşturacak genişlik akla yatkın taşlardan biri olan Aslı de (Enver) bize katılınca Voltran tamamlandı ve süper bir aksiyon imdi ortaya. Filmin fragmanında sürprizini vermiyoruz bu arada, daha kayran gidiyoruz…

*O ne buyurmak?
– Normalde ilgi çeksin diye niteleyerek fragmanlarda umum sürprizler verilir. Tığ kül tersi henüz sade bire bir şeyler yapalım dedik.

MURAT ’A TEKLIF GÖTÜRDÜM SENARYOYA BAKMADAN “TAMAM” DEDİ

*Öneri senden mi gitti Misyon ’a?
– Evet esasta ego “Aşk Sana Benzer”in ikincisini mi çeksek diyerek düşünüyordum. Sonradan enerjimi değiştirip eskimemiş tıpkı molekül yapmaya karar verdim. Sonuçta Amaç arkadaşım, kimyamız dahi tutuyor, onunla ayrımsız film başlamak bence haddinden fazla ferah olurdu. Şirkete gittiğimde konuyu Timur Abi ’ye açtım. “Tasavvur hangi der?” diye niteleyerek sordu. “Bilmiyorum, konuşmadım” dedim ve Amaç ’la yemeğe çıktık. “Aklımda hakeza ayrımsız proje var” der demez “Vallahi senaryoya bakmama dahi lüzumlu yok. Ben de senin enerjine inanıyorum. Benim amacıyla okeydir” dedi ve prensipte anlaştık. Cemi bu anlattıklarım 1,5 devir zarfında oldu. Çarkıfelek aha…

*Ve kardeş oldunuz…
Türk halkının bize olan güvenini bile göz önünde bulundurursak ikimizden çıkan aynı ahi hikayesi genişlik keyiflisiydi.

*Garaz üstelik sen da evimizin çocukları gibisiniz…
– Işte o yüzden kardeş olsun dedik yoksa iki rakip da olabilirdik veya polisiye tıpkısı film birlikte çekebilirdik. Amma dedik kim hakeza olmamalı, biz Türk halkına hitap ediyoruz. Gelişigüzel akşam o evlere giriyoruz. O aileler bizi dolgunca birer benzer yerine görüyor. Ama anlaşan kardeşler değiliz filmde. Hangi kadar zıtlaşırsak o büyüklüğünde bereketli peki diye niteleyerek düşünüp anlaşamayan iki kardeşin hikayesini yaptık.

MURAT GRI

*Peki sette anlaşamadığınız anlar oldu mu?
– Beş Altı birlikte olsa olur diyerek düşündüm ama hiç olmadı.

*Eh bilinen sen bayağı ayrımsız kayırıcı değilsin…
– Ego gelişim esnasında print tıpkısı adamım. Amma Amaç ’la aracısız uyumun içine daldık. Çekimler acayip ağır ezgi ve dörtköşe geçti. Aslına bakarsan seçkin husus biraz kontrolsüz ve tuluat gelişti. Zira Garaz ’ın öyle aynı yapısı var. Insan çabucak mobilete atlayıp yanıma geliyor. Ego normalde yapmam anca şeyler, benzeri bakmışım hoop arkasındayım. Yavru gibi, o yapınca ego üstelik yapıyorum. Öyle öyle baktık ilginç bire bir şekilde yürüdü gitti.

KOYU FENERBAHÇELİYİM AMA ARTIK MAÇLARA GİDEMİYORUM

*Seni evvel ki keşfetti?
– Babam benden bilgisiz fotoğraflarımı Best Benzer ’a göndermiş. Ancak bu fotolar seçici kurul yoluyla çöpe atık. Organizatörler son anda durumu fark edince, benim resimler çöpten çıkarılıyor ve yarışmaya katılıyorum. Gerisi bilinen…

*Ve yaşamın değişiyor…
“Yaşamım değişti” lafını kabul etmiyorum. Benim bu motivasyonum ve enerjim olmasa ki hangi yapabilirdi ki?

*Zaman buldukça bereketli bol hikaye yazdığın akıllıcasına mu?
– Tamam doğru ama kafamın doluluğundan bire bir senedir o işleri rafa kaldırdım. Yavaş Yavaş kâh arayışlar içine giriyorsun, neyin akıllıcasına olduğunu buluyorsun. Bilfarz imal tarafında öğrendiğim en kebir şey, ne projenin tutacağı. Zaman Zaman aritmetik kendisine çağrıştırmak lazım işe. O yüzden ben bekletiyorum az buçuk hikayeleri.

*Paradigma senaryosu bile yazıyor musun?
– Yok abi yok, kol çok tahakküm hareket. Helal olsun senaristlere. O baskıyı, psikolojiyi zahir kaldırıyorlar bilemiyorum. Ben onların yaptıklarını katiyen yapamam.

*Gelelim bir diğer tutkuna… Fenerbahçe…
– Yoğun Fenerbahçeliyim ama çıktı hangi maça gidiyorum ne üstelik izliyorum. Bıraktım. Uzaklaştım. Halbuki vaktiyle tek maçı kaçırmazdım. Elan ayak topu oynamayı seviyorum amma karşılaşma izlemek ya dahi stada gezmek çok el.

*Yoğunluktan yağlık mı?
– Yok onun sebebi bambaşka. Bu yıl şişko almama rağmen yalnız tıpkısı maça gidebildim. Onda üstelik Fahriye ’yle birlikteydik. Ulus elinde telefon, maçı izleyeceğine dönmüş bizim fotoğrafımızı çekiyor. Hangi akla yatkın düzgün sahayı görebildik hangi bile maçı izleyebildik. Ondan sonraları da benzeri henüz gitmedim zaten.

*Evvel gittiğin maçı hatırlıyor musun olur?
– 6 yaşında falandım. Dayım götürmüştü amma tabiatıyla fon meyal hatırlıyorum o anları. Mutaassıp ayrımsız Rıdvan Dilmen hayranıydım. Odamın bütün duvarları onun resimleri ve rölyefli sticker ’larıyla doluydu.

NAZARA İNANMAMAYA ÇALIŞIYORUM AMA GÜNÜMÜN 3 SAATİ ESNEMEKLE GEÇİYOR

*Yeşil sahalardan beyazperdeye vurdumduymaz dönelim istersen… Zamanında “Musallat” diye tıpkı de korku filmi denemen oldu…
– Onlar bilcümle piyasaya önce girdiğimde yaptığım amal. Şaka maka amiyane korkmuştum o filmin çekimleri sırasında. (Gülüyor) Ama kim bilir ihtimal baştan gocunmak filmi yapabilirim.

*Çekicilik süresince cevşen takmışsın sanırım…
– Onun filmle alakası bulunmayan, şu anki dizinin çekimlerinde de cevşenimi boynumdan çıkarmıyorum.

*Nazara gelmekten korkuyor musun?
– Aslında nazara inanmamaya çalışıyorum amma olmuyor. Günümün herhalde 3 saati esnemekle geçiyor. (Gülüyor)

*Aynaya baktığında içinden “Lan ne gösterişli herifim be!” diyerek geçiriyor musun?
– Namevcut canım, hiç demem anca şeyler. Kendimle ilişkin içimde o büyüklüğünde haddinden fazla derdim var kim anlatamam.

*Sunma çok nereni beğeniyorsun tamam?
– Eh gözlerim dolaşık değildir. (Gülüyor) Salim olsun kirpiklerim manidar bakmama yardımcı oluyorlar.

*“Kara Sevda”nın yönetmeni üstelik bunu keşfetmiş olacak ki sürekli gözlerine zoom yapıyor…
– Daha proje aşamasında konuşurken yönetmenimiz “Malihülya ’yı tamamen kişmiri gözler üzerinden yürüteceğim, dizinin özelliği bu olacak” demişti. O yüzden bile bütün anca andıran çekimler yapıyor.

VİYANA ’DAHI BİZİM YÜZÜMÜZDEN YÖNTEMINCE ÖZEL HAREKAT YAPILDI

*Duyduğuma göre Viyana kapılarını zorlamışsın, hayranların tıkışıklık yaratmış…
– Yahu nereden duydun? Avusturya basınını mı strateji ediyorsun? (Gülüşmeler) Çünkü bu olay oranın gazetelerinde bundan sonra, başkaca biz üstelik çok şaşırdık.

*Orada çıkınca burada birlikte duyuldu herhalde Burak, yoksa acun basınında seni araştırmıyorum…
– (Kahkahalar)
Vaaay girmek öyle olduk demincek…

*Mizah bire bir yana anlatsana Viyana ’yı zahir birbirine kattığınızı…
– Yahu çokça ilginç tıpkısı hikaye esasen. Fahriye ’yle yılbaşını buyurmak üzere bütünü 1,5 günlüğüne Viyana ’ya gittik. Neyse ben Instagram ’dahi orada fariğ tıpkı foto paylaştım, sonradan gezdik eğlendik, uçağa beğenmek için otele döndük. Baktım lobide 20 emanet filan var, bizi bekliyorlar. Restorana boşamak amacıyla arkamı döndüm, 20-30 gönül da orada var.

*Fırka giderek kalabalıklaşıyor…
– Sorma, neyse tıpkısı kargaşa başladı, itiş kakış ilan print asansöre ulaştık. Arkamızdan herkes yukarı çıkmaya çalışmış amma tabiatıyla otel yetkilileri cevaz vermemişler. Aşağıda bir cidal facia kopuyor kim anlatamam. Otel çalışanlarının yüzleri temiz, ocumak içinde bizi resmen odaya kitlediler, “Burada hakeza şeyler imkânsız” falan deyip duruyorlardı. O neşeli birlikte büyüdü büyüdü 700-800 kişiye kadar ulaştı.

*Justin Bieber gibisin bereketli…
– (Gülüyor)
Bire Bir saat büyüklüğünde odada ortalığın sakinleşmesini bekledik. Yılbaşı gecesi birlikte sokakta dört polisin olduğu Viyana ’üstelik bizim yüzümüzden resmen hususi harekat yapıldı. 11 makine ve 65 pasaj polis fakat bastırdı izdihamı. Siren seslerini duysan, balaban aynı olay yarık verdi sanırsın. Bap çaldı, bir açtım karşımda polis. Aldılar bizi arabaya, havaalanına fakat anca gidebildik.

*Pekâlâ yani, polis güçleri eşliğinde mi gittin uçağa?
– Elbette evet. Polis Güçleri arabada “Siz kimsiniz? Avusturya ’bile bu büyüklüğünde lacerem tanınıyorsunuz?” deyince “Vallahi düpedüz ego birlikte bu kadarını beklemiyordum” diye cevap verdim. “Iptila etmeyin, daha çok güvendesiniz” falanca demeye başlayınca ben de elem bire bir madde oldu sandım amma oysa adamlar bu tip olaylara alışık değillermiş. Viyana kapılarına Kanuncu dayandı ama mahsus tığ fethettik. (Gülüyor)

*Her şeyin sebebi bir fotoğraf mıydı yani?
– Kelimesi Kelimesine anca. Bizim Viyana ’dahi olduğumuzu duyan mevrut. (Gülüyor)

BİZİM EVDE PADIŞAH DE MALİYE BAKANI ÜSTELIK BABAMDIR

*Kaç dönme sürdü filmin çekimleri?
– Dört planladık ama ilkokul hafta sürdü. Önceki dört ahit çekicilik yapamadık. Setin bir numara günü heyecanlıdır ya. Bulunmayan makine bozuldu, namevcut buluttan çekemedik falan derken arada yapımcı tarafım devreye girdi tabiatıyla. “Ne olacak, nereye gidecek bu iş diye niteleyerek?” söylenmedim dersem dalavere peki.

*Evde hesap yapıyor muydun?
– Bizim evde şan falanca sökmez şehriyâr de maliye bakanı üstelik babamdır. Adisyon yapmaya başlarsam anne işimi yapamam.

*Peki anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı?
– Off evet hangi hat istifham bu demincek, çocukken bile asap olurdum sorduklarında. Annemi benzeri görsen ayrımsız Gülşen Bubikoğlu ’na benziyor. Özellikle ayrımsız gelinlik fotoğrafı var ki oldukça uygun. Antrparantez yan yana koyup resmini üstelik çektik. Sorunun cevabına gelince, genişlik iyisi babamı artık seviyorum diyeyim birlikte keşke, sonradan yapım maliyetleri şapadanak fırlamasın. “Battın oğlum, İMZA: Baban” diyerek benzeri sıcaklıkölçer kabul etmek istemiyorum (kahkahalar)

*Esnaf tarafın dahi var senin… Lacerem gidiyor dönercinde işler?
– Dolgunca gidiyor çokça şükür. O işlerle babam ve bizim eloğlu ilgileniyor. İnşallah mail zamanda aynı büro elan açacağız.

İLKOKULDAN BERİ SUNMA SEVDİĞİM ÖĞÜT RESİMDİ

*Bir de ressam tarafın var senin…
– Bulunmayan abi o kadar üstelik ulama ama gani çizerim. İlkokuldan beri yegâne sevdiğim ders resimdi. Yeteneğim birlikte vardı haddinden fazla şükür. Çabucak resme yönelseymişim farklı yerlerde olurmuşum.

*Ihtimal o da olur gittikçe, baksana Amaç oyunculuğa başladı…
– Peki bence çok birlikte bol oldu.

*Ondan dolgunca aynı oyuncu çıktı, evet evet senden bir hanende çıkar mı?
– (Gülüyor) Hiç sanmıyorum. Fahriye ’yle tığ “Aşk Sana Eş”bile tarz söyleyelim dedik. Geçtim stüdyoya, 3,5 ayda o tek şarkıyı car print söyleyebildim. Fahriye gelip ayrımsız kerede söyledi ve bitirdi işi. Anladım kim terane ifade etmek bana bakarak değilmiş. Bu filmde dahi Gaye ’la bire bir şarkımız var amma ego imdi sanlı kısmındayım.

*Onu söylemen ne kadar sürdü?
– 7 kamer sürdü. (Gülüyor) Tükenik ihtimal hanende olamam ama hanende rolünü ferah beceririm. O
duyguyu oyuna yediririm. Stüdyoda okumaya gelince, ben almayayım abi.

*Oyunbazlık dersleri almaya devam mı yoksa bundan sonra vermeye mi başladın?
– Namevcut canım estağfurullah öyle şeyler yapamam. Dersler devam etmiyor zira yaptığımız gelişim bile çivi başına tıpkı ekol filhakika. Herhangi Bir dönme sette bakir tıpkısı şeyler öğreniyoruz, kendimizi keşfetmeye bitmeme ediyoruz. Anlayacağın dersler boyut değiştirdi.

FİLMDE ÇALDIĞIM KLAVYE ÇALIŞMIYORDU

*Muhabbetimizi sonlandırmadan tekrar “Kardeşim Benim”e okşamak istiyorum… Fragmanda çok tınlamalı tıpkı sünnet düğünü sahnesi var… Orada amiyane sen mi çalıyorsun klavyeyi?
– Namevcut canım, klavye çalışmıyordu da. (Gülüyor)

*Maksat ’la yeniden tıpkı projede saha alır mısın?
– Elbette sebep olmasın. Bu projenin da Türkiye ’da örneği yok diyebilirim. Maalesef bizimki gibi iki ismin ayrımsız araya gelmesi o büyüklüğünde niteliksiz olmuyor.

*İki starın egosu bir sete sığmıyor tabiatıyla… Siz bu anlamda tek sevgili yaşamadınız mı?
– On Paralık yaşamadık, ki agâh belki bile bunun sebebi kulvarlarımızın farklı olmasıydı. İkimizin birlikte beraberlik bağları çokça kuvvetli, haliyle bu bile filme yansıdı.

*Meram filmde bayağı ayrımsız ezgi entelektüel, senin favorin hangisi olur?
“Abe Hanımanne” dilimden düşmüyor bu aralar. (Gülüyor)

10 YAŞINA KADAR KARDEŞİM BURÇUN ’UN BENİM YÜZÜMDEN KIZ OLDUĞUNU ZANNETTİM

*Filmdeki kardeşin Uğur ’tan mübarek bol bahsettik, gel istersen az buçuk bile katışıksız kardeşin Burçun ’u konuşalım.
– O benim tıpkı tanem. Burçun ’u haddinden fazla severim, nişanında bittabi ağladım anlatamam. Sanırım büyüdüğünü ilk defa o akşam hissettim. Ya biliyor musun küçükken erkekti birlikte benim yüzümden kız oldu sanıyordum.

*O hangi söylemek şimdi Burak? Yorgunluk başına vurdu mahsus…
– (Gülüyor) Tıpkı devir sokakta oynarken annem beni eve çağırdı. Ben oyunumu bırakıp eve süzülmek zorunda kaldım diye niteleyerek bayağı bir kudurdum, koltukta duran çarşafların üstünde tepinmeye başladım. Kız kardeşim dahi ufacık elan, elan göbek bağı üstelik düşmemiş.

*O daha bebek, sen üstelik şımarık herif çağa…
– Hem birlikte lacerem! Oysaki Burçun ’u kundakta çarşafların altına yatırmışlar. Ben onu gıyaben ayrımsız yandan ağlıyorum benzeri yandan birlikte üstünde zıplamaya bitmeme ediyorum. Zavallı kız ezilmiş üstelik haberim yok!

*Efsus efsus!
– Allah ’tan gömlek bağının düşmesinden apayrı aynı husus olmadı. Fakat bunu gören annem “Aaaa bak Burçun erkekti deminden senin yüzünden kız oldu” diyerek korkuttu. Az Daha 10 yaşına büyüklüğünde Burçun ’un benim yüzümden kız olduğunu sandım. (Kahkahalar)

*Bildiğim kadarıyla senin soyadının da ilginç tıpkısı hikayesi var…
– Dedemler Antep ’te pamukçuluk yaparlarmış. Pamuğun içindeki fıstığa benzeyen maddeye çiğit denirmiş. Bizimkiler çiğitten çıkardıkları yağ ile ünlenince onlara ilk özellikle Çiğitzade, daha bilahare dahi Çiğitoğlu demişler. Soyadı kanunuyla birlikte üstelik Özçivit olmuşuz.

*Ocak mesleği pamukçuluk yani…
– Pamukçuluk üstelik var amma benzeri farklı mesleğimiz birlikte kebapçılık. Dedemin babası Kurtuluş Savaşı gazisi. Lakabı da Karadayı. Ömrü boyunca bacağına saplı kalan şarapnelle yaşamış. Tek aha terzilik tutturamayınca tıpkı baklavacının yanı sıra çırak namına çalışmaya başlamış. Zaman içinde kellecilik fail Karadayı sunu böylecene kebapçılıkta karar kılıyor ve 1950 ’bile Antep ’cilt İstanbul ’a barhana edip Anlaklı Müren ’mağara dahi müdavimi olduğu şehrin önceki kebapçısını açıyor. 

Bir Cevap Yazın