Erkan Petekkaya:

Habertürk’ten Mehmet Çalışkan’ın röportajı..

-Bayramlarda ayakkabılarıyla uyur çocuklardan mıydınız?
Serbest ayakkabı değil, gün ortası uykularını üstelik biliriz. Anneannem öğle vakti uykusuna yattığım zaman yastığın altına dünyalık koyar, ‘Bak bunu melaike getirmiş ’ derdi. Bayramlar bir vakitler çokça özeldi. Maltalık haddinden fazla aceleci. İnsanlar seçme şeyi çok tez tüketiyor. Keşke böyle olmasaydı. Elimden geldiğince örflerimizi, âdetlerimizi unutmamaya, oğluma da aşılamaya çalışıyorum.

-Oğlunuza ayrımsız giyit alıp ‘Bunu bayramda giyeceksin ’ diyor musunuz?
Bayramla ait bittabi kim gâh şeyler yapıyorum. Belki ego gidip almıyorum bile annesi alıyor. Saraka sabahı kalkıp evire çevire giyiniyoruz, elimi öptürüyorum. Normalde oğluma elimi öptürmem amma bayramda öpsün diye elimi uzatıyorum, harçlığını veriyorum. Annem babam İstanbul ’daysa onlara gidiyoruz. Elimizden geldiğince yapıyoruz. Elden bayramlarımızı değil hep örf ve âdetlerimizi korumamız lüzumlu. Bizi işlek tıpkı mutluluk işleyen o örflerimiz, âdetlerimizdir. Bu aralar çokça ızdırap şeyler oluyor ama haricen birileri gelip ülkemize hükmetmeye kalkarsa kimesne ülkeyi terk etmez, kaçmaz. Bura öyle tıpkısı devlet.

-Evrenin yaşı 12.5 bilyon, dünyanın yaşı 4.5 bilyon sene. İnsanın sayı farkı yaşı ise 80 sene. Bu format karşısında ne hissediyorsunuz?
Maltalık çokça bodur. Yaşarken etraflı kabilinden geliyor amma uzaya baktığında veya geçmişi düşündüğünde herhangi bir şey o kadar kısa kim. Bu nedenle gani süregelmek, bozgun olmadan yaşamak gerekiyor. Hayatın tadını sevdiklerinle, dostlarınla çıkarmak gerekiyor. Bol tıpkısı insan kalkmak gerekiyor. Kendisine müfit sıfır insanın tek kimseye yararlı olacağına inanmıyorum. Gül üzere memlekette kısacık zaman içerisinde hayatı birbirimize zehir ediyoruz. Haddinden Fazla saçma ve çokça ahmakça. Paylaşılamayan nedir anlamıyorum. Bu dünya herkese yeter.

-Acun neden ayrımsız ışıma dönemine giremiyor?
Zatî zenginlikler üzere. Ülkeler gidiyor eksantrik ülkelerde cidal çıkarıyor. İnsanlar ezinç çekiyor, ölüyor. Suriyelileri görüyorsun. Ülkemizde yıldırı yine hortladı. Neler oluyor? Neden böyle oluyor? İnsanın içindeki kıtlık, ehil olma içgüdüsü daha fazlasını talip sevkitabii yüzünden oluyor bunlar. Oysa dünyayı kana bulayanların sunma genci da sunma bol ihtimalle dahi 50-60 sene sonrasını göremeyecek. O zaman derdimiz hangi? İnsanın düşmanı insan değil. Düşman olan hastalıklardır, açlıktır, yoksulluktur. Birbirimize kenetlenmemiz üzere keder oruçlu uzaylıları mı bekleyeceğiz?

‘UYUYAMIYORUM, KORKUYORUM ’

-Bire Bir sanatkâr olarak hakeza günlerde kendinizi elbet hissediyorsunuz? Sahilde aynı bebek ve şehit haberleri…
Çok incitici hissediyorum. Geceleri uyuyamıyorum. Bir o tarafa, aynı bu tarafa dönüyorum. Kalkıp bayağı inip oturuyorum. Korkuyorum. Bu buut fena yıpratıyor. Elimizden benzeri şey de gelmiyor. Inanılmaz bol niyetle söylediğin bir şeyi evirip çevirip sana sövme, taşlama namına, tehdit olarak döndürüyorlar. İnsanlarımızın ruhu kirlendi.

-Meyus mısınız?
Olacak iş değil. Cümle herkesin aynı lafında tıpkısı madde arıyor. Kimse birbirine güvenmiyor. Senin bile dediğin kadar acun bir an evvel tavazzuh dönemine girmeli. Arz gelişmemiş zamanda gelişmiş ülkelerin Ortadoğu ’nun cura ülkelerine zırh satmasından, oralarda uğraş çıkarmasından vazgeçmesini diliyorum. Bu savaşlar lacerem çıkıyor? Kaç yıldır Irak, deminden Suriye, Libya, Darı… İnsanlar ölüyor. Bunları ki yapıyor kardeşim? O silahlar havadan mı düşüyor? Bu silahlar nereden geliyor? O mermileri onlara ki veriyor? Oturup bunları bulalım. Ümranlı ülkeler çıkıyor barış, âdemiyet diye bağırıp silahı kendileri satıyor. Balaban aynı arsızlık, dalgı, dalalet içindeler. Bilemiyorum ego siyasetçi yahut anca tıpkısı kuruluşun başkanı değilim. Benzeri yurttaş namına, bire bir eş olarak dünya insanı olarak bunların sunma gücük zamanda durmasını diliyorum.

‘BUNDAN SONRA FİLM ÇEKERİM ’

-Sektöre geçelim. Yükselen tıpkı ayar olduğunuz dönemde sebep sinemada yoksunuz?
Bütüne baktığımızda ehliyetli değil amma hanay uzun. bundan sonra filmde cafcaf alırım. Bugüne kadar güçlü balya gelmedi. Benim beğendiğim bazı bazı çekilemiyor. Çekilenleri dahi zaman zaman ego istemiyorum. Çünkü sinema filmleri temelli. Gerçi diziler dahi anca artık. Bana gelen haddinden fazla filmde benim aldatmak istemediğim sahneler oldu. Oynayana saygım var. Ama benim acun görüşüme bakarak değildi.

-O sahneler nasıldı?
Esbak gitmiş. Boş verin. Demincek ne söylesem falsolu anlaşılacaktır.

-Sıra sektörünün durumunu bittabi değerlendirirsiniz?
Eskiye göre haddinden fazla bereketli durumda. Eskiden maharet yerine dağ durumdaydık şu dakika haddinden fazla mebzul durumdayız. Köpoğluluk anlamında bizim çokça mebzul oyuncularımız var. Tığ kaç dakikalık sekans çekiyoruz yabancı oyuncular birçok dakikalık? Yabancılar aynı bölümü dört haftada çekiyor, tığ 5-6 günde. Bu süratin verdiği aşağılık tıpkısı kalite düşmesi olabiliyor. Sonuçta suratımızla hisse senedi yapıyoruz. Yeri geliyor sabahın 8 ’inde geliyoruz sabahın 3 ’ünde gidiyoruz. Çehre katlanamıyor. Muhtemelen tıpkısı saatten sonra yüzün düşüyor. Oyunbazlık öyle masa başı işine benzemiyor. Enerji işi, aktif olma işi… Bence en balaban farklı benzeri sorun de senaryo üzerinedir.

-Bu sorunun kaynağı nedir?
Bereketli senaryo yazılamıyor, bilemiyorum. Ben senaryocu değilim, edip değilim anlamam. Ama sonuçta yazılan şeyi oynayan adamım. Az Daha bilcümle Amerikalı filmlerini, yabancı dizileri izliyorum, haddinden fazla eksantrik yerdeler. Özgürlükler açısından birlikte eksantrik yerdeler. Bizde bir nice şeyi oynayamıyorsun, yazamıyorsun. Olanaklı değil, iki günde ipe götürürler adamı. Özgürlük bulunmayan. Dolayısıyla bu hürriyet kısıtlaması yüzünden da senaristlerin kalemleri çokça abat çalışamıyor. Kısırdöngüye dönüştü.

-Biricik sav bu mu?
Devir sorunu üstelik var. Olağan tıpkı hareket değil. Ağyar 13-26 çağ yazıp çekime öyle başlıyorlar. Bizse çekime 3 bölümle giriyoruz. Gereksiz kâğıda bakıyorsun, abes pusula sana bakıyor. Pekiştirmek bayağı değil. Yeniden birlikte seçme şartta hangi olursa olsun bol yazılması lazım. Az Buçuk uzun etek yazılıyor. Senaryo üzerine gençlere müsaade vermiyorlar. Belli esame var, herkes onlarla hizmet etmek istiyor. Onlar dahi az buçuk bitmişler sanki. Bitmişler yanlış kelime evet da dinlenmeleri gerek. Çokça bol gençler var. Çokça iyicene yazanlar var. Onların senaryoları şirketlerde kanallarda tozlanıyor. Bakmıyorlar de, okazyon vermiyorlar.

-Senaryoya müdahale şayan misiniz?
Bazen değiştirdiğim yerler oluyor. Senaristi arayıp fikrimi söylüyorum. Sonuçta bu bire bir ekip işi. Hiçbir muvaffakiyet biricik bir kimsenin değildir.

“SEKTÖRÜMÜZ NANKÖR, BIRLIK OLUNAMIYOR”

-Biten diziler için beceri ekibin parasını tığ ödeyelim demiştiniz. Akseptans gördü mü, kıymet görüyor mu?
Koca olarak görevimi yapıyorum. Bunun karşılığında benzeri molekül beklemiyorum. Âdem kendisine hisse senedi arkadaşlarıma kendi mesleğimde etkin insanlara tıpkısı şey yapmam gerekiyorsa elimden geleni yapıyorum. Bunun karşılığında tabii tıpkısı molekül beklemiyorum. Işte bak sen geldin bana bunu yıllar sonraları söylüyorsun. Bu benim için bahtiyarlık verici. Ama elbette kim bizim etraf çokça nankör, biliyorsun. Yapılan bire bir öz ertesi gün unutuluyor. İnsanlar çok iyilikbilmez, hodbin olabiliyorlar. Teşekkürname edenler birlikte oluyor, umurunda olmayanlar da var. Bari herkes yapsa dahi aynı şeyler düzelse. Hangi eyvah ki insanlar bu konuda ilişki olamıyor. Seçkin devir kambur bire bir curcunalı çıkıyor veya birilerinin işine gelmiyor. Onlar bölünüyor, gidiyor. Ortak tavır bozuluyor. Anca olunca birlikte devamlılığı olmuyor.

“SERI BAĞLAMAK ÇOKÇA YUMRUK”

-‘Paramparça ’ ile ilişkin ne göstermek istersiniz?
Çokça şükür. Bir diziyi izafe etmek küçük çok print. Cenabıhak ’a haddinden fazla şükür dizimiz tuttu. İnsanlar bayıla bayıla izliyorlar. Ayrımsız insanın işi başarılıysa mutlu olur. Bütün çalıştığım arkadaşlarıma, çalıştığım şirkete, kanalımıza herkese teşekkür ediyorum.

“ŞÖHRETİN TADI NASIL ÇIKAR?”

-Şöhret sizi ne ölçüde ilgilendiriyor?
İlgilendirmiyor değil. Fazlalık bir afiyet katmıyor.

-Şöhretin tadını nüfuz etmek istemiyor musunuz?
Bittabi çıkıyor ki tadı? Değme mesleğe saygım var. Öz eden insana dahi saygım var, mühendise de. Çocukluğumdan beri çalışıyorum. Elimden geldiğince ongun yapmaya çalıştım. Beni beğenmeyen birlikte çokça olabilir, takdirkâr dahi var.

-‘Diziler oyuncuların ceplerini filmler ruhlarını doyurur ’ anlayışına ne dersiniz?
Anca bire bir şey namevcut. Değişik değil. Sinemada zahir oynuyorsam, dizilerde dahi öyle oynuyorum. ‘Sinema filminde böyle oynayayım ’ girmek saygısızlık evet. Ayrıca televizyon dizileri da aynı insanlar izlemiyor mu, ikisinin ortada ne fark var? Dizilerimizin her bir bölümü 10-15 milyon kişiye ulaşıyor. ‘Paramparça ’ dizisi 30-40 ülkeye satıldı. İşin tıpkı de bu tarafı var. Dünyaya iş yapıyoruz. Yaptığımız dizileri kimse aşağılayamaz, kokmuş göremez. Bir birlikte hem önemsiz görüyorlar, hem dahi oynuyorlar. Yapmasınlar o ant. Yahut yapana istinkâf etmek duysunlar. Canımız çıkıyor.

“SİYASETE GİRMEYECEĞİM”

-Konsolos kalkışmak istemişsiniz. Ne ülkede kalkışmak isterdiniz?
Düşünmedim. Amma çokça birlikte kırıcı aynı ülkede atılmak istemezdim. Stratejik açıdan eke aynı ülkede almak isterim kim inisiyatifim olsun. Verdiğim kararların ayrımsız şeyleri etkilemesini isterdim.

-Siyasete sıcak bakıyor musunuz?
Müfit, benim mesleğim oyunbazlık. Okulunu okusaydım, konsolos olsaydım katiyetle siyasete girerdim.

-Önümüzdeki dönemlerde siyasete girme planlarınız var mı?
Yararlı, ben kanunları bilmiyorum. Gazete, kitap okumakla edinilmeyecek bilgiler vardır. Mebus almak amacıyla, Türk siyasetine katkıda gezmek amacıyla o bilgilere sahip olmak gerekir.

Bir Cevap Yazın