Esra Erol:

“Param yokken dahi çok mutluydum..”

Sabah’tan Sonat Bahar’ın röportajı…

– Hayatında geriye dönüp baktığında geçmiş aklına mevrut kare hangisi?
– (Uzaklara dalıyor) Rum Yakası’nda kız kardeşim Bihter’le yaşıyordum. O, üniversiteye tedarik kursuna gidiyor, neymiş ben dahi ona bakıyordum. Ama işsizim, parasızım, kiramı ödeyemiyordum. Bunu itiraf etmekten utanıyorum amma faturamı ödeyemediğim üzere elektriğimi kesmişlerdi ve ben iş aramaya çıkarken kabloları birbirinden ayırıp, akşam birbirine bağlıyordum. O büyüklüğünde donuk benzeri dönemdi ki; kirayı denkleştireyim derken akarsu faturasını ödeyemiyordum, suyu ödemeye çalışırken cümbüş faturası kalıyordu. Babamlar Kütahya’daydı o bölüm. Onlardan mal istemeye da utanıyordum. Zaten o bile memur olduğu üzere bire bir noktaya büyüklüğünde destek olabiliyordu. Babam bana “Dümbelek dön, bu mücadeleden vazgeç Esra” diyecek ayrımsız insan üstelik değildi.

– Neyin mücadelesi içindesin o devir?
– Televizyoncu olmanın…. 2003 yılında oluyor bunlar… Mahsus aynı maaşla televizyonda çalışıyordum aslında ama tıpkısı kariyerim falan yoktu. O devir tınlamalı aylık alıyorum diyerek kız kardeşimi üstelik yanıma almıştım. Amma amal tepetaklak gitti, işsiz kaldım. Bihter’le o süreçte çokça yoğun sıkıntılar yaşadık ama çokça mutluydum (ağlıyor)… Zira aksiyon görüşmesine gidiyordum, musahabe acı geçiyordu amma Bihter’e diyordum kim, “Tıpkı salçalı makarna yapsak, yanına da yoğurt koysak yesek.” İçimde garip bir heyecan yaşıyordum. Oturup izlediğim aynı saf evet dahi okuduğum aynı mektup beni bahtiyar ediyordu. Kolay şeyler… Dirlik ve zaruret anlayışım yok benim. Ruhen ayakta duran kıpırdak ayrımsız karakterim var. Ruhen mutluysam hayatta temas şeyi yapabilirim. Ardı ardına teessürat geliyordu amma bir tane hatırladığım salçalı makarnayı yanında yoğurtla yediğim mutluluk anları… Benzeri birlikte çok yakarış ederdim.

– Ne diyerek yakarış ederdin?
– Dünyalık amacıyla hiç dua etmedim. “Allah’ım bana dobra kapılar açgözlü, dobra insanlarla karşılaştır” diye yakarış ediyordum. Bir hareket görüşmesine giderken da “Hakkımda hayırlısıysa, talih ettiysen olsun” derdim.

BENİ BILCÜMLE KENARA İTTİLER

– Hangi büyüklüğünde sürdü bu zahmet dönemi?
– İki-üç yıl sürdü. Haddinden Fazla reddedildim. Demincek diyorlar evet; “Ayyy hangi kadar başarılı ayrımsız televizyoncusun, ne büyüklüğünde kalburüstü tıpkısı görüntülük yüzüsün…” Tıpkı da o zamanlar sor. Takdimcilik için gittiğim parçalanmamış görüşmelerde reddedildim. Nümayiş çekimleri yapıldı, bütün beni ötelediler, kenara ittiler. Bu beni hırslandırmadı… “Başka benzeri aksiyon yapayım, kul o kandil yok” diye çokça düşündüm.

– Kimse sendeki ışığı görememiş…
– Çünkü orada naklen yayın şansım yoktu. Oysaki ego etkin yayında, olduğum gibiyken başarılıyım. Sanallık beni yapaylaştırıyor. Görüşmeye gidiyorum “Henüz sarışın, elan değişik birini arıyoruz” diyorlar… Başka yere gidiyorum, çok iyicene kızlar var sırada bekleyen. Ben askeri pantolon, örgülü saçlarla çok sönüğüm. Zira “Dışımın tıpkısı önemi namevcut. Ruhumun, enerjimin önemi var” diye düşünüyordum. Oysa seçkin şey görsellikmiş (gülüyor). Şu dokuz senede kullanılmamış bakir kendimi buldum. Saçım, makyajım, tarzım ancak oturuyor. Ama bunları yıllar süresince hiç önemsemedim. Bana bakarak eke olan ekranda yaydığım enerjiydi. Oysa cemi bunların hepsinin bilcümle olması gerekiyormuş… Oysa o yıllarda derdim ekran önünde atılmak değil, bire bir hisse senedi bulup kiramı ödemekti.

BAZI İNSANLARI RAHATSIZ ETTİM

– Televizyondan apayrı seçeneği da zorlamamışsın sanırım.
– Televizyon amacıyla doğduğumu düşünüyordum. Ayrıksı hiçbir çığır beni bu büyüklüğünde istiğna edemez, edemiyor birlikte. Eksantrik işler birlikte denedim ama bütünü zıt tepti. en son BJK TV’den da ters cevap aldım, pes gitmek üzereydim. O sırada Flash TV’den aradılar. Allah oradan benzeri başlık açtı ve bu günlere kadar geldim. Amma bakıyorum bile; benim kim kader sanırım…

– Vakit Kaybetmeden kader mı aşağılık?
– Baht ama şöyle; çok hedefe yöneliktim. Enerjimi tek dağıtmadım. Yegâne istediğim şey izlence sunuculuğu yapmaktı. Ünlü olayım, ün olayım diyerek değil, sevdiğim amacıyla. O baht kapısı açıldı ama kapıdan girince koşa çift gittim ego. “Daraldım, yoruldum, bunaldım, çokça çalıştım” demedim. Yılmayacaksın, pes etmeyeceksin, yorulmayacaksın. Herhangi Bir seferinde “Hangi büyüklüğünde iyicene yoruldum şükürler olsun” diyorum. İnsanlar sevmedikleri işlerde, bedbaht oluyorlar ve ruh bilimsel yerine yoruluyorlar.

– Flash TV’bile olduğun dönemde, balaban kanalların göstergeç starı olacağın aklına gelir miydi?
– Hiç bunları düşünmüyordum. Programı yapıyordum, eğleniyordum, bitiyordu. Sonraları inanılmaz dönüşler olmaya başladı. İnsanlar beni izlerken eğleniyorlar, birbirlerine söylüyorlardı. Bu reytinglere yansımaya başladı. Kariyerimi yürütmeye çalışırken, sektörde var olma savaşı içine girdim.

– Yeryüzü zor sektörlerden biri göstergeç. Kıskananı, çekemeyeni, arkadan oyunları var… Tayf kırıklığına uğratan eş çokça mu?
– Kendimi dulda biçimim, kendi dünyamı yaşıyor başlamak. Kapalı olduğum değerlerden, merbut olduğum insanlardan uzaklaşmamak. Kalabalığı severim ama öz dünyamda birlikte bir o kadar kalabalıktan ırak olurum. Bu anlamda kendimi korudum. Canlı yaşta bakir tıpkı görüntülük yüzü olduğum için maraza verdim bazen insanlara…

KOCAM SEBEBIYLE BURADAYIM AMMA YOLA TEK BAŞIMA ÇIKTIM

– Bilcümle bu mücadeleleri verirken eşinin hayatındaki rolü neydi?
– Kuzum bilcümle yanımdaydı. Bilcümle zahmet dönemlerinde bilcümle vardı. Flash TV’deyim, reyting hesabı falan bilmediğim dönemler. Mualla’yle yemekteyiz, kanaldan arıyorlar reyting sonuçlarını söylüyorlar. Denli alıyorum anlamaya çalışıyorum. Şanlı biraz el tanık oldu, bilahare yorumlamaya başladı. Bilahare reyting matematiğini çözdü. O süreçte de, “Esra sen yürü, benim sana destek olabileceğim noktada buradayım” derdi. İnsanlar bütün “Kocası sayesinde oldu” diyor. Kocam sayesinde buradayım ama bu yola bir tane başıma çıktım. Ulvi de bu işlere başladığımda bana inanmıyordu. Sonradan baktı ki, bu gelişim gidiyor, bindi olmaya başladı.

– Zahir bindi oluyor?
– Anlatacaklarım destek mi, bariyer mi tartışılır; hiçbir ahit nazlanmama, darlanmama, kendimi bırakmama müsaade etmedi. “Tatil mi yapsam?” dediğimde; “Hangi tatili işine git” dedi. Beni sürükleyen ve gaza getiren yaşama o.

– Birbirinizi zahmet döneminde bulmuşsunuz. Değme asıl mücadeleyi gelişigüzel vermeniz sizi kenetledi mi?
– Mehabetli’yle 2005 yılında tanıştık. Onun hayatında yaşanmışlıklar vardı. Benim var desem hile evet. Ali’yi gördüğümde bakraç oldum. Konuşmayı çok sevmeme rağmen onun birlikte sessizken çokça mutluyum. Öz hayatımda o kadar sıklet, kelle etmem gereken sorumluluk varken, onun yanındaki sessizlikte dirlik buluyordum. Tığ sessizliğimizi paylaşırız onunla. En boğunuk zamanlarda birbirime emniyetsiz dal angıç gereriz.

– Demincek kuşkusuz tıpkısı can kuşu halindesin?
– Büyüdüm. 33 yaşımdayım. Olgunlaştım. Gelişigüzel sabah uyandığımda “Cenabıhak’ım ego iki çocuklu tıpkısı esas miyim?” diyorum. Vaktiyle “Mebzul geceler” etmek üzere bire bir odaya giriyordum. Demincek iki odaya giriyorum. İki çocuğum üstelik birbirinden ayrımlı huya, karaktere sahip. Ağır aynı bölünmüşlük yaşıyorum. “İdris Ulvi’ye haksızlık mı ettim acep?” dediğim zamanlar oldu (ağlıyor). Tıpkısı bölüm Ömer’i emzirirken, İdris Mürtefi okuldan geldi. Benzeri bakışı vardı bana… Orada eriyip bittim. Şu dakika zarfında bulunduğum can kuşu berhava fütur muhtemelen… Bir bebek dünyaya getirdim, iş var, eşim var, öz hayatım var… Ama haddinden fazla şükür, hamdolsun. Sevdiklerim yanımda elan ne olsun.

İNSANLARA EHIL ÇIKMAK KİŞİYİ GÜÇLENDİRİR

– Elbet dinlenirsin? Hafta sonların lacerem maruf?
– Hafta sonu kesinlikle İdris Mehabetli’yle tıpkısı programımız olur. Arkadaşlarımla buluşacaksam evet çocuklarla peki ya de eve çokça andıran bire bir yerlerde olur. Biz evde olmayı yeğleme ediyoruz. Ali’yle yer iyice hafta sonu aktivitemiz kemirmek aşındırmak ya de evde film tutkun olmak. Hayattaki sunma iri lüksüm ovma yaptırmak. Akrabalar gelir harcama… Bankada çalışan bire bir kadın gibiyim. Amma toplumsal hayatım bulunmayan! Ağız Ağıza çocuğa ve aileme yönelik tamam tam programlar… Arz büyük aktivitem; haddinden fazla mail benzeri kız bacanak grubum var, onlarla kavuşmak.

– Medyadan değil sanırım…
– Hayır. Hiçbiri değil. Hamileliğimin sonuç haftalarında ego yayındayken yer yakın arkadaşlarım mobilyaları yerleştirdiler. Bebeğin eksiklerini tamamladılar, perdeleri astılar, odayı hazırladılar. Ego prensesler üzere açıktan ışık gören biriydim. Yayından çıkıp eve gittim, sabah doğuma gideceğim. Bütünü geldi, gece yarısına büyüklüğünde benimle oturdular. Coşkulu olduğumu fikren yaptılar bunu. Doğumda yanı başımdaydılar. Hakeza geçiriyorum zamanı.

– Sadeleşmek insanı henüz mutlu mu kılıyor?
– Banko. Ama ego zaten haddinden fazla basit tüvana biriyim. Soslu makarna yediğim günlerle bugünler arasındaki yegâne fark evimin metrekaresi büyüdü, etrafımda bana yardım fail insanların sayısı çoğaldı. Ama pazara gidilecekse tekrar ben gidiyorum, lüp alışverişini ben yapıyorum. Şu röportaja gelene büyüklüğünde 10 lime iş halettim. Çok düzenlenen programlı yaşıyorum, seçme şeyim anlaşılan.

– Çokça insanın hayatını değiştirdin mi?
– Değiştirdiğimi düşünüyorum. Benimle birlikte 70 hayat aldatmak yiyor. Bu işe başladığım günden itibaren benimle kere arkadaşlığı yapan kimseyi yarı yolda bırakmadım. Koordinatörümü, editörümü, makyözümü, kuaförümü, santralci görevlisini kimseyi yarı yolda bırakmadım, bana hainlik yapmadıkları sürece… Onlarla birlikte debi ediyorum. A kanalından b kanalına giderken hepsini gürpedek götürüyorum. Onlara aynı bayram verdim, onlar benimle birlikte kazanacaklar. Aynı karar alırken beraberimdeki 70 kişiyi fikren alıyorum. 33 yaşında tıpkısı kadınım, 70 yabanlık ufacık aynı fabrikam var.

KENDİMİ HIÇ BOZMADIM

– Meğerse bize ferdî olma anlamsız çok pompalandı. Sonsuz, “Ben” der haldeyiz…
– Valla ben on paralık ‘ben’i yaşamadım. Hangi geçmek olduğunu bilmiyorum. Hariç döndüğünde, insanların hayatına baktığında onların yaşadıkları sıkıntıları görüp, bire bir şeyler yapabiliyorsan hangi mutlu. O ant elan vicdanlı oluyorsun. Ailene topluluk çıkacaksın, kocanla olan ilişkini önemseyeceksin. Çocuklarına sahip çıkacaksın, dallar hayattaki yer nazik sorumluluğun. Annene babana eş çıkacaksın. Aksiyon arkadaşlarına ehil çıkacaksın. Bu hoppadak parayla ilişkin değil. Bu tıpkı kısık birliği getirir. O ant kendini hareketli hissedersin. Ne devir başım sıkışsa bilirim kim evde 20 yaşama var.

– Dünyaevi programlarının sonu gelirse ne yaparsın?
– Önceki ayrımsız dururum. “Neredeyim, hangi yapıyorum, hangi düzenlemek istiyorum?” anlamaya çalışırım. Hengamenin süresince kendini çok önemsemeyeceksin. Nasip kapısı Allah’ın lütfu, çalışıp didinirsin düzlük edinirsin. Ama ahir adımını akıllıca atman gerekir. Bazı Bazı aramak gerekir. Haddinden Fazla aceleci koşmak insanı yorar. Televizyonculuk açmak isterim, seviyorum çünkü. Çekimci dahi olurum, koordinatör de olurum. Ego bu sektörün değme dalını yaparım. Filhakika işin seçkin aşamasındayım, hemen süslenip, püslenip görüntülük karşısına çıkmıyorum. Montaja giriyorum, telefonlara bakıyorum, olayın gidişatını yönlendiriyorum, herhangi bir şeyi yapıyorum.

– Bir çokça popstar var, oyuncu var amma sen bir monitör starısın. Halkla iç içe aynı izlence yaptığın amacıyla mi bu büyüklüğünde balaban bire bir kitlen var?
– Kendimi tek bozmadım. Bundan 10 yıl öncesinde neysem elan oyum. Elden saçım, başım değişti. Hangi ruhum, ne davranışlarım değişti. Yalnız elan saltanatlı biri oldum, sakinleştim, tolere etmeyi öğrendim. Evlilik hayatım, çocuklarımın olması sabrımı ayrımsız merhale yükseltti. Ehlileştim yani… Bunu bile hissediyor muhtemelen seyirci.

DOĞUMDAN BILAHARE ÜZERİME ÖLÜM KORKUSU GELDİ

– Çocuk zahir değiştirdi seni?
– İdris Mualla doğduğunda ayaklarım imdi yerden kesilmişti. Ömer üstelik ise döl hangi gelmek öğrendim. Hamilelik sürecinin huzurlu geçmesinin hangi büyüklüğünde kebir olduğunu öğrendim. Çok andıran benzeri zamanda yaşadığım ayrımsız şeyi anlatayım; Ömer’e hamileyim, işten eve geldim dinleniyorum. Tıpkı zaman farkettim kim, süt kuzusu kıpırdamıyor. Beş Altı saat bekledim daha debi yok. Başladım ağlamaya. Ulvi’ye söyledim. Apar topar hastaneye gittik. Ama o yolda yaşadıklarımı tıpkısı ego biliyorum, bire bir Cenabıhak (ağlıyor). Acun durdu. Daima kafamda, “Bebeğimi kaybettim, benzeri şey mi yaptım, haddinden fazla mu çalıştım” diyerek kendimi suçladım. Hastaneye gittik, her molekül normal… Yorgun olduğum içinmiş. Bu görüngü haddinden fazla sarstı beni.

– Henüz tasalı biri mi oldun?
– can havli geldi. Eskiden daha bayındır biriydim. Anesteziden haddinden fazla korktum. Uyuyup uyanamayacağım korkusu geldi bu hamileliğimde (ağlıyor). Akıbet doğumumda anestezinin etkisiyle ameliyathaneye kaldırmak istememişim, Mualla’yi çoğaltmak istememişim. Doğumdan sonra İdris Büyük’yle telefonla konuşmuşum, bunları hiç hatırlamıyorum. Sanırım kayırıcı çocuğu olunca, öz ölümünden değil, onları geride terk duygusundan dolayı korkuya kapılıyor. Kim ego hiçbir şeyden korkmazdım. Benim kadem, “Ayrımsız öz imkânsız Esra’ydı…” Acayip benzeri şekilde fazla kaygılı biri oldum.

– Her şeyi çocuklarınla mı yaparsın?
– Temsil iki ay tatilim var evet, yedi çevrim 24 saat İdris Yüce’yle olurum. Deminden Ömer dahi eklendi. Onlarla aralık geçirmeyi haddinden fazla seviyorum.

SPOR AYRIMSIZ TARZIM VAR

– Sunma nazik zevkin hangi?
– Ayrımsız film arşivim var. beherglas DVD’min yeri bellidir. Asla ödünç vermekten hoşlanmam. O filmleri jelatininden görmek benzeri esenlik benim amacıyla. Ayakkabı, çanta takıntım namevcut. Beş devir stüdyoda giyinip, makyaj yapıyorum. Ekrandaki topuklu, apiko kadın değilim. Elan spor aynı tarzım var. Dizge moda dergisi alır, ben dekorasyon. Keşke ayda tıpkısı evin dekorasyonunu değiştirebilsem. Marketten ahzüita yapmaya bayılırım. Sabah kahvaltısı hazırlamayı haddinden fazla severim.

– Nasıl envestisman yapıyorsun?
– Benim o işlere kafam on paralık basmaz. İnsanlar sanıyor ki, ego tek başıma bu parayı kazanıyorum. Yararlı kardeşim! Benimle etkin insanlar var. Parayla de ilişkim yoktur. Tek zaman çok param olsun demedim. Ihtimal üstelik peçe burada. Beni cebin dağın başına koyun, üç dönme sonraları orada yaşamaya uyarlanmış olurum. “Şartlarım bu” der, onu yaşarım. Benim üzere bulunduğum ortam ve zaman koskocaman. Memur kafasına sahibim, evimi aldım, arabamı aldım, çocuklarımın geleceği amacıyla yatırım yaptım, gerisini Mualla halleder. Benim şimdi yıllar önce evvel maaşımın yattığı bankamatiğim var. Orada param varsa harcarım, yoksa harcamam. Tıpkısı yerlere gidip, deli kadar ahzüita yapamam, kasadan onları geçirmeye utanırım.

HERKES EVLENMEYE GELİYOR SONRA “ACABA ADLI PEKI MUYUM?” DİYOR

– Programda seni genişlik çok şaşırtıcı fenomen neydi?
– Andıran zamanda Tahsin Amca geldi. 50 yıl evvel tıpkısı kızı çok seviyor, kız onu sevdiğini anlamıyor. Bir hezel veriyor ona amma tutamıyor. Yıllar geçiyor, 50 yıl sonraları verdiği sözü tutamadığı amacıyla defo arzu etmek istedi. Bir insanın 50 sene süresince bu vicdan azabını yaşaması çok şaşırtıcıydı. İnsanlar elan güzeşte verdikleri sözleri hatırlamıyor. Tahsin Amca 50 yıl evvel verdiği sözün peşine düşmüştü. O kadını bulamadı.

– Programına gelenlerin bütünü evlenmek niyetiyle mi geliyor?
– Tümce evvel izdivaç etmek niyetiyle geliyor sonradan “Acep adli olur muyum?” diyor. Monitör programına çıktıktan bilahare insanların sizi sokakta tanıyor olması, reaksiyon veriyor olması, hayatınıza dair kararlarınıza karışıyor olması mevrut konuklarımı şaşırtıyor. Tevellüt iznindeyken Nilgün Belgün sundu programı. Yılların Nilgün Belgün’ü o. Programı ona devredeceğimi açıkladığım zaman, Nilgün Belgün’ü sokakta insanlar çevirip, “Esaslı olsun” demiş. Nilgün Belgün birlikte şaşırmış bu reaksiyona ve ilgiye…

– Familya çokça koskocaman benzeri anlam. Toplumun huzurunun kilidi ailede. Bol tıpkı ailenin sırrı sana bakarak ne?
– İnsanlar alelhusus kadın-eş ilişkilerinde, hep onlara kötülük verecek kişilerin peşinde koşuyorlar. Meğerse canip tarafta elan bir iki yakışıklı, henüz mütevazı, elan mümin biri var. Ama onu görmüyorlar. Bu nedenle bedbaht oluyorlar. İlişkideki en büyük madde, iyi insanı icat etmek. Ego tek ant “Çok gösterişli kocam olsun” demedim, “Mebzul tıpkısı âdem olsun” dedim. Iyi ve mümin insanlar sizi incitmez, sizi korur, topluluk yarar. Hayatınıza de alnaç verirler. Ego mebzul aynı adamı seviyorum. Cidal, şamata, anlaşmazlık, talihsizlik sevmem. Böyle tıpkısı adamı bulduğumda ona yapıştım. Biriyle tanıştığında herkes sunu pir yüzünü gösterir. Oysa olduğu kabil davranılmalı. Cümle olduğu kabilinden davranırsa hayal kırıklıkları azalır. Mürtefi’ye birgün “Bilcümle asosyal takılıyoruz, gezelim tozalım” dedim. Bana “Ego hep böyleydim, sana ters kabil hiç davranmadım” dedi. Peki öyleydi, beklentisiz olacaksın. Aşkın beklememeyeceksin, sen dahi bir şeyler yapacaksın.

Hafif monotonlaşma hissettiğinde, sen harekete geçeceksin. Yemek hazırla, sinemaya git, başbaşa balkon günü zar et. Kızdığın zaman konuşmayacaksın, sakinleşmeyi bekleyeceksin. Ortamında fazla biriktirmeyeceksin, söyleyeceksin. Kişi hayatımdan yola çıkarak bunları söylüyorum. Başbaşa yemeğe gitme günlerimiz var, eve girdiğimizde tıpkısı saat telefonları bırakırız… Hakeza kararlar alıyoruz. Ayakta tutmaya işlemek bile aynı galeyan. 

Bir Cevap Yazın