Fert Dündar, İsveç gazetesine yazdı

CİHAN’da kayran alan habere bakarak Türkiye ’nin matbuat özgürlüğü sıralamasında 149. sıraya gerilediğine dikkat çeken Dündar, gazetecilere baskının ‘suçüstü yakalanan hükümetin paniğinden’ kaynaklandığını belirtti.

Duygusal Dündar ’ın Dagens Nyheter ’e yazdığı abece şöyle:

“Bu yazıyı İstanbul ’daki tıpkı cezaevinden yazıyorum.

Son Teşrin sonundan beri tutukluyum.

Türkiye cezaevlerindeki 33 gazeteci tutukludan biriyim. Benimle gelişigüzel halen 250 ’ye mümasil meslektaşım yargılanıyor.

Bu sicille Türkiye matbuat özgürlüğü sıralamasında -Çizgi Tanımayan Gazeteciler Örgütü ’nün verilerine bakarak- 180 devlet beyninde 149. tam bulunuyor. Tren ’ın, Afganistan ’ın, Sudan ’ın gerisinde…

Anlayış edebileceğiniz kabil bunun nedeni Türkiyeli gazetecilerin aniden suça bulaşması değil, Türkiye ’nin eleştiriye tahammülsüz benzeri iktidarın eline düşmesi…

Erdoğan yönetimi, medya özgürülğünü baskı, sansür ve yavaş cezalarla boğma siyaseti izliyor.

Kendi örneğimi özetleyeyim:

Umumi Im Yönetmeni olduğum Cumhuriyet Altını Gazetesi ’nde yayınladığım tıpkısı haberden dünya “espiyonaj” iddiasıyla yargılanıyorum.

Haber, Suriye ’deki köklü İslamcı gruplara zırh taşıyan Türk istihbaratına ait TIR ’ları belgeliyordu. Bu, yasa dışı aynı sevkıyattı. Hükümet bile yalanlayamadı. Onun adına haberin, millî güvenliği ilgilendiren tıpkı “şevket sırrı”nı ele verdiğini belirtti. Erdoğan, ayrımsız TV yayınında “Bu haberi işleyen, bedelini ağır ödeyecek. Yanına bırakmam onun” diye beni doğrudan zılgıt etti. Etraflı süredir Erdoğan ’ın kontrolüne giren hüküm mekanizması devreye girdi ve tutuklama kararı verdi.

Bu yazıyı, tutukluluğumun 50. gününde yazıyorum. Daha iddianame yazılmadı; ama şahsen şikâyetçi olan Erdoğan ’ın iddiaları, iki yol müebbet kodes yatmamı gerektiriyor.

Bu öfkenin esas nedeninin haberle suçüstü yakalanan tıpkısı hükümetin paniği olduğu beyninde… Bayağı Suriye bağırsak savaşına müdahale etmesi, Ankara ’yı hem uluslararası ilişkilerinde hem de millî güvenliğinde zora soktu.

Yakında İstanbul ’bile patlayan bomba da, mayınlı arazideki bu ağır sıklet serüvenin sonuçlarından biriydi.

Erk doğrusu sonuç iki aydır ülkenin Güneydoğusundaki silahlı kalkışmayı, askeri güçle bastırmaya çalışıyor. 50 güne yakındır süren sokağa balkon yasakları ve yüzlerle rapor edilen ölü ve gaileli bir içsavaş görüntüsü veriyor.

Matbuat özgürlüğünü, cihanşümul hukuk ilkelerini, demokrasinin gereklerini hiçe sayan ve Avrupa ’nın sunma zehir koca hakları siciline topluluk tıpkısı hükümet, Mağrip dünyasında nasıl benzeri münasebet görüyor dersiniz?

Yanıt sizi şaşırtabilir:

Umum üzerinde tutuluyor.

Nedeni ise, Avrupa kapılarına raci yüz binlerce Suriyeli sığınmacı…

Başını Almanya ’nın çektiği Avrupa Bloku, mültecileri Batı ’evet göndermeyip Türkiye ’de tutması karşılığı Ankara rejimine 3 bilyon Euro bağışladı. Ayrımsız de bilcümle faşizan uygulamalarına ayn yumma rüşveti…

Bu “Bulaşık Bölge”ı, bir mahbes tecritinde izlemenin, özellikle matbuat özgürlüğü ve âdem hakları olmak için evrensel değerlere mümin ve onlar için savaşım veren tıpkı gazeteci amacıyla pekâlâ ibretlik ayrımsız görüntü kırıklığı olduğunu oranlama edersiniz.

Bizler bu hapisten kurtuluruz, amma Türkiye bu etki rejiminden, Avrupa bu tekme standardın utancından nasıl kurtulur bilmiyorum.

Amma ilkindeki kurtuluşun, öncelikle başka ikisinden kurtulmakla türlü olduğunu biliyorum.”

Bir Cevap Yazın