GETİRİN ARTIK ŞU ÇOCUĞU HAYYAM BEY

Birinci sayfamızın sunma üstünde ve aşağıda gördüğünüz ışık biraz dönüş önceki elimize geçti.

Aslına bakarsanız evvel yayınlayacaktık.

Yazı işlerindeki tartışma sonucunda bu fotoğrafın görsel adına daha önceki yayınladıklarımızdan henüz mavera bir görüntü oluşturmadığı kanaatine varınca sayfalarımızda saha vermedik.

Ne var ki, eski geceleyin saat 3’te eve gidip, değme akşam yaptığım kabilinden kızımın odasına girerek üzerini açmış mı, abat mı diye niteleyerek bakarken çabucak bu fotoğraf gözümün önüne geldi.

Zeynep’in pikesini düzelttikten sonraları yatağıma döndüm.

Ancak foto gözümün önünden gitmiyordu.

Aslında gözümün önünden gitmeyen fotoğrafın kendisi değildi.

Yarattığı çağrışımlar aklımı almıştı. Uyuyamadım. Salona gidip televizyonu açtım.

Ama o de düşüncelerimi durduramadı.

Birilerinin yıllarca canı kadar, gözü gibi bakarak yetiştirdiği bir bala, eksantrik birilerinin ayrımsız niyetlerle yetiştirdiği apayrı bir bala yoluyla öldürülmüştü.

Ama vahşetin boyutu ve sonrasında yaşananlar sosyopatik bir durumu belen ediyordu.
Bu foto, Işıklı Karabulut’un ailesinde ne travmayı yarattıysa, gören temas temel babada ayrımsız travmayı yaratırdı.

Olan biten vahimdi.

Çocuk mahsus ki, benzeri sosyopat.

Yaptığı hareketten genişlik gerçekten ayrımsız pişmanlık duymadan kaçıp, hayatını bu cezasız kalan bire bir suçla alay malay sürdürmeyi içine sindirebiliyor.

Peki evet ailesi?

Çok sosyal tepkiye, bunca travmaya karşın elbet oluyor de olan bitene peyrev kalıyor, o çocuğa bindi olabiliyorlar?

Bu düşüncelerle, Garipoğlu Ailesi’nin büyüğü Hayyam Garipoğlu’na bir çağrı yapma gereği duyuyorum.

Hayyam Koca,
Sizinle yıllardır tanışırız. Arada Sırada yazılarımın hedefi oldunuz, arada bir size yapıldığını düşündüğüm haksızlıklarda ender de olsa lehinizde yazdım.

Siz da bilirsiniz kim, sizinle ferdî hiçbir meselem olmadı.

Hayyam Mir,
Yeğeniniz Toplama’in biricik zanlısı olduğu olayın, içinde yaşadığınız toplumda şüphesiz bire bir infiale bozukluk olduğunu siz üstelik görüyorsunuz.

Ben suçun ferdî olduğunu bilenlerdenim.

Bu olaydan ötürü hiç kimse hangi sizi, ne dahi ailenizi suçlamaz, suçlamamalı.

Ancak bundan sonra aksiyon o noktayı aştı.

Yeğeniniz Çokluk aylardır firarda.

Kardeşiniz olan babası Bağırma Garipoğlu ise hapiste.

Bilmem farkında mısınız, amma taşıdığınız soyadına yönelik bir tiksinme anbean büyüyor.

Ailece hunriz tıpkı cinayetin ortak failleri adına görülmeye başladınız.

Bunun önüne bire bir biricik şey geçebilir; siz, Hayyam Garipoğlu.

Sizin bile çocuklarınız var.

Şu fotoğrafa bakıp bire bir düşünün. Cenabıhak göstermesin, sizin çocuklarınızdan biri tıpkısı çöplükte bu şekilde bulunsaydı, hangi hissederdiniz?

Bunu yaptığı melhuz kişiyi koruyanlar hakkında ne düşünürdünüz?

Hayyam Komutan,

Tümce biliyor kim, sizin desteğiniz olmasa, alelhusus birlikte babası hapisteyken, yeğeniniz Çokluk bu kaçaklığı sürdüremez.

Bu toplumun içinde canlı bir duygusal olarak üzerinize düşeni yapın Hayyam Bey.
Yeğeniniz Toplama’i getirip adalete konfirmasyon edin.

Garipoğlu soyadını, yabanıl bir cinayetin kuma sanığı olmaktan kurtarın.

Üzerinize düşeni yapın.

Ailenizin bire bir onuru olduğunu kanıtlama edin.

Temizleyin bu soluk lekesini Hayyam Komutan.

Çokluk yüzünden siz ve sizin çocuklarınız ve torunlarınız lekelenmesin.

Fatih Altaylı /Ceride Habertürk

Bir Cevap Yazın