Gülben Ergen:

Sabah’fecir Şengül Balıksırtı’nın röportajı…

– Kitabınla ilişkin röportajında “Şan dolabımda somurtkan bire bir elbiseymiş oysaki” demişsin. Bu sözler 11 sene esbak röportajda üstelik var… Notlar mı tutuyordun?

– Çok şaşırdım. 11 sene önceki o lafları biliyor olmama üstelik şaşırdım. Ben bu sözü 2015’te bulup keşfettim ve çokça molekül öğrendim bile anca söyledim sanıyordum. Öyle değilmiş. Er başlamışım öğrenmeye.

– 2004’e gidersek, nasıldın o zamanlar? Gündeş halinle o Gülben’i değerlendirsen…

– Bu meslek haddinden fazla yumruk aynı çığır. İnsanı kandırmaya çok elverişli. Dünyada bu işi yapan ama çok koygun sonlar zihayat insanlar var. Esrar var, çok keskin ölümler var… Bizim ülkemizde bile haddinden fazla altın sanatçıların kederli öykülerini okuyoruz, şifahane paralarını ödeyemediklerini duyuyoruz. Kavisli evlilikler, kavisli münasebat… Bu hayatlara bakarken, haberlerini okurken, izlerken çabucak ayrımsız bilim olarak değerlendirmedim. Dersler çıkardım. O korumaya çalıştığım insancasına yönüm bütün bire bir gözü vazıh yaşadı. Dostluklarım devam etti. Amma sahnede dans geçmek, ona göre vurmak, dekolte, yırtmaç, makyaj, moda… Bunlar bütün var, 30 yıl sonraları dahi olacak. Amma değişik tarafı kaybetmemek elan kebir. Öyle yaşıyorum. Beni ego yapan özelliklerden biri bu. Bu soruya 2004’birlikte şöyle yanıt verebilirdim: Beni diğerlerinden farklı kılan… (sesinin tonu değişiyor, gülüyor). Ben diğerlerinden değişik falan değilim. Sözlerimde benzeri başkasına fark yaratmaya çalışmıyorum çıktı. Böyle geçti mi yıllar, evet geçti. Zira kendini terennüm etmek, kendi ismini sabitleyebilmek için benzeri başkasından farklı olduğunu yorumlamak namına yapılan aynı mücadele vardı. Olması gerekiyordu. Tadında oldu, bitti. O bölüm üstelik tıpkı tutarlılık getirdi. Bana ‘ana olduktan sonra değişti’ diyorlar. Dokunaklı doğrusu hep kalbimdeydi ama asıl olduktan bilahare belki henüz çok duygulu oldum. Kendim için yaşamaktan vazgeçip geçmiş eş olmaya odaklandım. Sonra temel koyulmak, sonradan karı tevessül etmek, sonraları üstelik iz gibi bir sıralama oluştu. Ama maneviyat annelikle değişmedi. O fıtratta vardı.

HEPİMİZ TIPKI ELEKTEN GEÇTİK

– Eski televizyon röportajlarını izlesen… Hani “Böke muhtemelen ikinci kim?” lafları havada uçuşurdu… Ne hissedersin?

– Gülmekten yerlere yatarım. Amma illet böyle dedim, keşki demeseydim demem. Çünkü o ant öyle olması gerekiyormuş. Yıllar ortamında temas şey değişti. Zaman senin bu röportajdan antet emisyon biçimin de değişmiştir. O yıllarda sen de farklıydın, ben da farklıydım. Demin kafamı kessen böyle benzeri şeyi hissetmem ki söyleyeyim. Ağzımda hile durur filhakika. O zamanlar iletişim araçları dahi canavar gibiydi, ego üstelik öyleydim, hepimiz öyleydik. Magazin hayatı belirleyen bire bir olguydu. Sabahtan akşama büyüklüğünde magazin vardı hayatımızda. Bilahare temas şeyle alay malay biz üstelik değiştik. Hepimiz bire bir elekten geçtik. Şu anda elekten süzülen aynı mercimek çorbasının güzelliğindeyiz. O devir üstelik Sezen Aksu’dan “Bu kızı değiştirmeliyim, değirmenlerde öğütmeliyim, farkındayım farkındayım. Kazanmalı kaybetmeliyim, amor için harbetmeliyim, bu kızı baştan büyütmeliyim” şarkısını söylemeli. Bu tıpkısı hayat felsefesidir. Sezen Aksu’nun ezgi sözü yazarı değil, bir âşık olduğunun genişlik balaban belgesidir bu şarkı. Benim de hayatımın şarkısıdır. O devir farkındaysan, kendini değirmenlerde öğüteceksin. Pırlanta ve elmasın kömürden oluştuğunu vâkıf olmak geçişsiz. Çok yandığını, karardığını amma çıktığında alışılmamış güzellikte tıpkısı özdek olduğunu görüyorsun. O antlaşma dahi hızla tasavvufa gidip hamdım, yandım, piştim… Bittabi daha kaba mıyız, pişiyor muyuz bilmiyoruz amma tıpkısı geçişteyiz. Nereden bakarsan bak, o geçişi süregelmek gerek.

– Değişim zordur. Acılar olur, insanın kendini sevmediği, kendinden ırak düştüğü anlar peki. Sen pekâlâ yaşadın bu süreci?

Değişmeyen, gelişmeyen, fikri sabitlerinde taannüt eden herşey ve dizge paslanır, parlamaz, hassaten küflenir ve çirkinleşebilir. Kendimi sevmediğim zamanlar olmadı amma kendimi aradığım, bulmakta zorlandığım zamanlarım oldu bittabi. Akıllıcasına insanlara asma kalarak, iri ve beni zorlayacak hayallerin peşinde koşmayarak, sakıncasız adımlarla ilerleyerek yaşadım belki bu süreci. kimi zaman kendime uzaktan bakabilmeyi, eleştirebilmeyi, kendimi aşkın beğenmemeyi unsur edinerek ihtimal bile… Yer zoru insanın kendisiyle verdiği uğraş. Dışarıya verdiğin mücadele dahi var. Senin bakışın değişmeden kimesne değişmiyor. Senin bakışın değişirse karşı taraf birlikte değişiyor. O antlaşma sen rahatlıyorsun gerçekte. Bu değiş amacıyla yeniden Sezen’in şarkısındaki gibi kendini yontman gerekiyor. Bu müzikte da meri, mesleğinde da, aşkta birlikte muteber.

GÜNDE 18 SAAT ÇALIŞTIM

– Kadınlar “Yavru dahi yaparım kariyer birlikte” diyor ama gelişigüzel kadının becerebileceği tıpkısı husus değil bu maalesef. Senin formülün neydi… Peşpeşe hamilelikler ve üç çocuk… Sözde 48 saatin var kabil yaşıyorsun…

– Ben kariyerimle ilişik mücadelemin çoğunu bitirdikten bilahare esas oldum. O mücadelenin içine temel olmayı da sıkıştırsaydım, belki sıradan bire bir vicdan azabı yaşayabilirdim. Annelerin ‘ah bebekliğini hatırlayamıyorum, yıllar elbet dahi aceleci geçti?’ diye hayıflanmalarına hepimiz tanık oluyoruz. Hamileliğimde doğumumda, sıradan tıpkı kadının olması müstelzim kadar çocuğumla zaman geçirdim. Ara verebildim. Amma gel 2004’deki o sivri mücadeleye, hakeza bir özdek cins olmazdı. Marziye’nin setine git, oradan TGRT’ye sabahleyin programına, dön Dadı’evet başla. Günde 18 saat çalış, o tam Kayırıcı Sokaklar albümü patlamış. Klip çekimi… Hakeza tıpkısı dönemde gebelik olabilir mi? Doğrusu gelmez kim bala. Doğmaz kim. Bu tahammülfersa savaşım bittikten bilahare esas olduğum için o endişeleri yaşamadım. Temel olduktan sonraları bile geride durabilmenin hazzını yaşadım. Oğlum 2,5 yaşındaydı, iki kardeşi henüz oldu. Gürpedek üç çocuk annesi oluverdim. Görgüsüz değildi bu süreçler, aylar, yıllar. Ama birilerini tv’üstelik izlerken, ‘ben hamileyim, epey da işi gücü kaçırdım, birileri benim yerime konserlere gidiyor, yazık kullanılmamış biri mi geliyor’ kabil endişeleri tek yaşamadım.

– Bu söylediklerinden sonraları “Eşin dahi karşına akla yatkın zamanda balkon” diyebilir miyiz. Şanslıymış yani….

– Ego üstelik onu tanıdığım amacıyla haddinden fazla şanslıyım. O üstelik çok bahtlı. Bittabi kim akilane ve henüz durgun bir zaman. Elan oturmuş bir Gülben, daha hangi istediğini bilici aynı kadın… Mutluluğa icra vekili, önce eş olmaya etkin, yaşamının önceliklerini değiştirmiş benzeri Gülben ile dünyaevi yaptı Erhan. Benim en büyük şansım ise anneliğimi çok önceliyor olması. Onun üstelik dirim önceliğinde, beni beğenmesinde yetişkin tıpkı etkendir bu.

SAPASAĞLAM BIRE BIR AŞK

– Eskimemiş bire bir dünyaevi üzere az buçuk zor bire bir nağme içindesiniz. Dallar ve onların trafiklerinden sonradan size hangi kalıyor, birbirinize… Amor bu hayatın neresinde!

(Gülüyor) Yazık… Ego bu konuda elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Erhan de benim çocuklarımla olan ilişkimi bile bile bizi gülümseyerek izliyor. Akşam 9,5 fecir bilahare birlikte kalıyoruz. Amma sınırlı bir zaman dilimi var ki, ego o saatlerde durdurulamayacak benzeri akarsu gibiyim. Taşıyorum… Ayrıntılar üzerindeki tabiiyet ve rabıta kredim o büyüklüğünde aşkın ki… Evliliğimiz elbetteki aşk üzerine oturmuş. Sevgimiz saygımız baki kalkmak için bizim yatırımımız dallar üstüne bile yapıldı. Bu evliliğin yatırımı hakeza. İki parçalanmış aileden benzeri hep çıkarmaya çalışıyoruz. Niteliksiz değil. Çocukları takdim etmek ve ayrıcalıklı etmek bu evliliğin kurulumunda var. Birbirimize verdiğimiz sözlerden biri üstelik bu. Yani bu evliliğin zarfında füru birlikte var.

-Yine birlikte evlilikten, aşktan çok bir iştirak, bire bir yapı, üzerinde düşünülüp anlaşılmış ayrımsız iş modeli kabil kortej ediyorsun?

Fazla gücü olmasa hiçbirini yapamazdık. Tahammülfersa benzeri özveri var… Üstüne düşünülemeyecek büyüklüğünde yüreğe, behre, emeğe dayalı ayrımsız ahzüita bizimki… Modelinin tarifi mukavemetli ender ama o yüzden tarifsiz bir güzelliği var ve gelişigüzel güzellikte olduğu üzere zorlukları da.

– Sizi birleştiren kalp neydi?

Başlangıcı sapasağlam tıpkı aşk tabiatıyla. Ve çarçabuk ardından sülale olmayı sölpümek. Herif olmanın gerekliliklerini sevmek… Anneliğin, babalığın değerlerinin, arada sırada kendini köylü plana çekebilmenin halis güveni… Aşk büyüklüğünde zinde bir familya olma duygusu birleştirdi bizi. Zira çocuklarla birlikte çıktık bu yola. Seçkin ikimiz birlikte çocuklarımıza “Benim aynı sevgilim var, size tanıştırayım” diyemezdik evet da demeyi yeğleme etmedik. Çok verdiği güçle bir ocak olma duygusu daha ayrımlı. Maneviyatı daha faziletkâr ve özverileri elan ayrımlı oluyor.

– Yine birlikte endişelerin, kaygıların olmuştur? Neydi kafandaki düzgüsüz sorular?

– Kafamdaki sapık soruları, bilcümle endişelerimi evlenmeden ilk gözlemledim, yaşadım. Bodur tıpkı süre değildi. Kaldı ki zarfında merbutiyet barındıran, çıkardan mahrum değme niyetin birlikte bulut tevakki etmek barınamadığı üzere iri aynı yardımcısı var. Tanrı… Bana çok yardım etti amma haddinden fazla.

– Sen maneviyata çok ehemmiyet veriyorsun, daim okuyorsun, özlük ortamında yolculuklardasın. Peşpeşe üç eş çocuğunun olmasının bire bir anlamı var mı diyerek sorsam… Ne dersin?
– Babamı ve abimi kaybetmenin eksikliğini yaşayarak büyüdüm. Biri babamdır, biri abimdir biri birlikte sevdiğim adamdır. Benim üzere oğullarım bu misyonla dünyaya geldi. Ve bana inayet olarak geldiler. O yaramı, o eksikliğimi kapatmam amacıyla Allah’ın bana hediyesidir onlar. Ego hangi yapayım, hangi kadar şükredeyim, bittabi yolum onlardan ayrıksı bir yere varmasın? Şükür… Bin şükür…

HAYDİ ÇİŞ, DİŞ, GAFLET UYKUSU

– Bir günün temposu nedir sizin evde? Trafiğin karıştığı hâller oluyor mu?

– Okullar açıldığı amacıyla demincek gündemimiz ayrımlı. Defter kaplamalarımız var. Abi 4’e gidiyor. Ikizler bire başladılar bu sene. Abinin onlara “Elkızı ödevlerinizi yaptırayım” dediği haddinden fazla lezzetli ayrımsız dönemdeyiz. Kahvaltımız çok uyumlu oluyor. Bilahare bilgisiz okula gidiyoruz. Yürürken arkadaşça ediyor, şarkılar, marşlar söylüyoruz. Neler yapacağımızı konuşuyoruz. Söz Misali bu hafta Muslera ile tanışacağız, dolayısıyla hep gündemimiz bu. Formalarımızı aldık, hazırlıkları yaptık. Çizgi film kahramanlarımız var. Haftasonları filmlere gidiyoruz. Okuldan gelince benzeri uzaklık nöbet yapıyorlar, okulda yaptıklarını anlatıyorlar. Ocak ödevleri, sonradan çokça sevdikleri azade zaman. Benzeri iz film strateji hakları var. Değişmeyen verirken tıpkı oylama yapıyorlar, anlaşamadıkları zaman ego da oylamaya karışma oluyorum. Evde ayak topu oynuyorlar. Ast kattaki komşumuza kek ve kurabiye yollayıp, gene teşekkürname ediyorum, bizden on paralık şikayet etmedikleri amacıyla. Onlar da bitmiş diyor. (gülerek anlatıyor bunları). Çiş diş uyku diye bir başlığımız var. 20.15’te ben çavuş kabilinden bağırıyorum, “Haydi çişdiş- aymazlik” diye. Sonra masal anlat, pusula oku durumları… Üçü tıpkı kitabı istemeyince üstelik beni üçe parçalıyoruz. (gülüşmeler).

ŞIMARMAK BENİM RUHUMA MENFI

– Hayalet edebilir misin. Oğlanlar büyümüş, dilaver olmuşlar. Kuşkusuz ayrımsız fotoğraf geliyor geliyor gözlerinin önüne?

– Çocuklarımla ilişik en iri isteğim ferah kayırıcı olmaları. Meslekleri ile ilişik hiçbir yönlendirmem gayrimümkün. Bir de asıl kendisine onların ‘Ayrıntılar Gülsün Diye’ projesini yaşatmalarını, bitmeme ettirmelerini isterim. Çekilmez tıpkı kaynana olabilirim. Bu konuda dahi okuyup çalışacağım. Mutluyum… Sana söylediklerimi doğruluyorum esasen; bildirme iri yatırımı evlada yapmışım. Ve bunun keyfini sürüyorum. Ama onları öyle koca adamlar olmuş izlerken kesme boğazımda bire bir düğüm tamam.

– Bu dört erkeğin arasında kendini şımarttığın, genişlik ayrıcalıklı hissettiğin anlar hangileri?

– Bütünü birdenbire Galatasaray maçına gittiklerinde ya dahi ekrana kilitlendiklerinde ofsayt, mofsayt hararetine daldıklarında onları tıpkısı zaman tutulmak ihtimal çokça husus hissettiriyor ama ben şımarıklık nedir hiç bilemedim, ben mi yaşayamadım, yeğleme mi etmedim, bana göre mi değil bilmiyorum…

ŞENGÜL BALIKSIRTI’NIN SABAH’TA YAYINLANAN RÖPORTAJININ TAMAMINI BURAYA TIKLAYARAK OKUYABİLİRSİNİZ…

Bir Cevap Yazın