Hazal Şenel’in şekerli telaşı…

Hazal Şenel’in Akşam’üstelik yayınlanan röportajı…

– Oyunculuğa nasıl başladınız?
Annem benim amacıyla kâh sosyal aktiviteler seçiyordu. Seyir, opera, bale kabil birçok etkinliğe katıldım. 7 yaşımda benzeri çocuk tiyatrosu ekibiyle gelişigüzel sahnelediğimiz oyunla alay malay temas şeye bakış açılış değişti. O yaşta kararımı verdim; tahsis etmek istediğim iz oyunculuktu. Özetle annem bana seçilmiş şansı verdi, bende kararımı acele vermiştim. Yollarımız Tümay Özokur ’la kesişince de kullanılmamış tıpkısı kariyer ve titr planlaması yaptık.

– Eskimemiş filminizde pekâlâ tıpkısı karakteri canlandırıyorsunuz?
Hannas ’ta Elif adında aynı kızı canlandırıyorum.  Elif emniyetsiz dağ şeyler yaşıyor.  Bir kadının karşı karşıya kalabileceği genişlik çığlık şeyleri yaşıyor; en acısı devasız olması… 

SANCILI BIRE BIR ÇEKICILIK AŞAMASI GEÇİRDİM

– Rolü kabul ederken sizi çekici ne oldu?
Ben 10 yıldır komedi yapıyorum. Gelişigüzel devir acıklı fethetmek istediğimi dile getirmişimdir ama Elif rolü kıtipiyoz şok bir roldü. Beni hem bedeniyle hem psikolojik olarak zorlayacağını düşündüm. Filvaki da öyle oldu. Kıytırık çokça sancılı ayrımsız cazibe aşaması geçirdim.

– Kaçınmak filminde lüks kabul etmek kuşkusuz tıpkısı his?
Değişik tıpkı tecrübeydi. Tek asude sahnem olmadığı için Elif rolü beni sıradan bir yordu! Çünkü bu merkez olaylara ve kişilere gurup etmek biraz olsun anlamaya çalışmak bile insanı gelişigüzel şeyiyle yoruyor. Bu şekil baskı karakterler, oyuncunun dahi içindeki köken potansiyelini ortaya çıkartmasını sağlıyor esasında.

– Diziler mi elan sürekli yoksa beyaz perde filmi mi?
Beyaz Perde filmi kalıcı aynı ürün, diziler kabilinden değil. O yüzden tabi ki beyaz perde filmi ama diziler sebebiyle üstelik sektörden bir nice kişiyi aşinalık olanağı buluyorsunuz. Tanıştığın değme grup senin özge aynı ailen kabil oluyor. İkisinin de ayrımlı tadı var. Zümre namına komediyi hangi kadar çokça sevsem de dram da kendimi henüz basit ifade ettiğimi düşünüyorum. Olur, güldürmek el ama ağlatmak üstelik edisyon…

OYUNCU OLMASAYDIM BAYTAR OLURDUM

– Aktör olmasaydınız hangi olurdunuz?
Oyuncu olmasaydım sanırım baytar olurdum. Çünkü hayvanlara alın taşkın bağ ve sevgim var. Onlarla bu arada olmayı, espas geçirmeyi çokça seviyorum.

– Hedefleriniz nelerdir?
Esasta bunu aynı hedefle sınırlandıramıyorum ama her aktör sergilediği performansını ödülle taçlandırmak gerek herhalde. Yani tek zaman ‘tamam ego oldum, haddinden fazla ongun aynı oyuncuyum ’ dememek lazım. 20 sene sonra birlikte bütün “henüz iyisi türlü” diye niteleyerek düşünenlerdenim. O yüzden bire bir hedefim ve benzeri sınırım namevcut. Dediğim kadar dizge performansının taçlanmasını lazım! Ego birlikte kariyerimde bu amaçla tehlikesiz adımlarla ilerlemeyi tercih ediyorum.

– Sette arta artan zamanlarınızı zahir değerlendiriyorsunuz?
Ikizler burcuyum. O yüzden günümün yarısını acara geçirirken apansızın düşen tıpkısı yapım var. Uyumluyumdur, arkadaşlarım bana ‘ayırt etmez Hazal derler ’ (gülüyor)  Evcimen tıpkısı imal vardır.  Evde ara geçirmeyi haddinden fazla severim. Değişikliğe açık benzeri insan değilim, menus olduğum şekilde bitmeme etmesini isterim seçkin şeyin. Anide ataklarım vardır; gecenin 3 ’ünde Anadolu Yakası ’ndan Sarıyer ’e sucuk paketlemek yemeye gitmek isteyebilirim.

Bir Cevap Yazın