KURTULMA KOCABAŞI YAZDI

Yıllar önceydi…

Adını bugün üzere hatırlıyorum Etiler ’da Keops isimli bir barın üstü tenteyle kapalı giriş koridorundan Tansu Çiller ’mağara oğlu Erkek Çiller giriyordu…

Bara giriyordu ve muhtemelen kim az buçuk alkollüydü…

Magazin muhabiri rüfeka, bir soru sormuşlardı, o da cevap vermemiş yürümeye devam etmişti…

Magazin muhabiri ihvan bitmeme etmişti sormaya, ayrımsız farklı elan…

Bire Bir bara girecekken peş peşe sorulan sorulara dayanamayıp sinirlenen gailesiz kayırıcı böylece, “Agresif hareketler yapmaya başlamıştı…”

Saldırganlaştığını gören ihvan “mülk bulduklarını fark ederek” henüz da üstüne gitmişlerdi…

Böylelikle tendürüst herif bağırmaya çağırmaya başlamıştı…

Bültende haberin görüntüsünü izlemiş, dergi sonrası bili toplantısında, kaba kaseti yani olayın montajlanmamış hep kemiksiz görüntülerini istemiştim…

Bilcümle muhabir ve kameramanlar toplam, o adlı vukuf sonrası toplantısını yapıyorduk…

Onu calip acara muhabir arkadaşa, “Bunu yapamazsınız…” diye niteleyerek bağırdığımı hatırlıyorum…

“O canlı adamı tahrik edemezsiniz… Tahrikten bilgelik çıkartamazsınız…”

 

***

Cümle şaşırmıştı…

Benim kabilinden malumat için günün 24 saatini 34 saate çıkartan tıpkısı adamın, eline gelmiş “mis kadar 5 dakikalık faal habere nasıl bu büyüklüğünde tepki verdiğini” kimse anlamamıştı…

“Bu insan bara gidiyor… Kıraathane içmeye bara gitmiyor herhalde… Bade içecek ya birlikte doğrusu içkili… Soracaksan hele tıpkı şeyi sorarsın… hele henüz, hele daha niçin soruyorsun?.. Adamı daima sorarak illet taciz ediyor ve sinirlendiriyorsun?..

Sinirlendirdikten sonradan, ‘Gazetecilere saldırdı ’ diyorsun, ondan sonradan dahi bunu veri yapıyorsun?..”

Böyle demiştim ve eklemiştim…

“Tabii olmayan, kendi halinde seyretmeyen hiçbir şeyin haberini getirmeyin bana… İnsanları sinirlendirip, tepki verdirip kurmaca haberler, etkin ve ibretlik görüntüler getirmeyin bana…”

***

Evvel yerlerde sürünen iki adlı adamı

gördüğümde o geceki bilgelik toplantısı geldi gözlerimin önüne…

Erek Yücel ve Gönül Yarası filminin oyuncusu Timuçin Sağlıklı…

Sarhoşlar ve yerlerde sürünüyorlar…

Görüntü hakeza…

Bu kareleri gören milyonlar, şöyle diyecek:

“Yuha olsun size, namert adamlar… Biz birlikte seni benzeri b.k zannederdik…”

Uzun Kırca için üstelik benzeri madde dendi geçmiş dönüş…

Beşiktaş çarşısında, çıkmaz üzerinde balıkçıda kız arkadaşıyla kemirmek yerken, gazetecilere saldıran aynı “divane” şeklinde gösterildi bilcümle Türkiye ’ye…

Humor yapılarak, aşağılanarak…

“Tıpkı bile özlük taklidini yapsana benzerinden” küçümseme edilerek!..

***

Milyonlarca insana, temas periyot sunma tehlikeli, arz azrail haberleri yaptık biz arkadaşlarımla…

O ant tutumlu kendisine söylediğimi, zaman tıpkı köşe yazarı adına hemen insancasına duygularımla söylesem beni dinlerler mi bilmiyorum…

“Kendinizi bire bir dakika üzere, o çektiğiniz insanların hesabına koydunuz mu arkadaşlar?..” desem…

“Vebal değil mi?..” desem…

Tıpkısı eş içkili tıpkı lokantaya gidip içemez mi?..

İçkili lokantadan çıktığında, sabahleyin sporu yapacak aynı zindelikte atılmak zorunda mıdır o koca?..

Bu insanın hususi bire bir hayatı namevcut mudur?..

Siz arkadaşlarınızla sevgilinizle, eşinizle, dostunuzla rakı balık keyfi yapmaz mısınız tek?..

Aynı yerde dostane koyulaştırıp şişenin dibini âmâ misiniz on paralık?..

Sonradan bile belli belirsiz çakır keyf hatta terane mırıldanarak bulmaz mısınız evinizin yolunu?..

Siz tekmil moddayken, iki müşteri gelse, benzeri soru olmadı tıpkısı henüz soru, olmadı tıpkısı daha soru sorsa, kameranın ışığı bitmek tükenmek bilmeyen dakikalar süresince o halde üzerinizde olsa, siz sinirlenmez misiniz?..

***

Size sorsa “Yanınızdaki sevgiliniz mi?” diye…

Yanıt vermeseniz, ayrımsız henüz sorsa…

Esasen karşılık vermeseniz…

Aynı elan, bir daha, tıpkı henüz siz aksülamel gösterene kadar sorsa siz sinirlenmez misiniz?..

Tıpkı ünlüyü gece vakti gördünüz gelişigüzel düzlük, o ünlünün “Size basın toplantısı açmak zorunda kalacağı ve bütün sorularınızı arabayla kaçana büyüklüğünde cevaplandırmak zorunda olacağı” yer midir?..

Adamı uzatmak, bilahare da sinirlenen adamın görüntülerinden malın kaymağını aşındırmak günah değil midir?..

Habercilik etiği, olayın saf akışını tahrifat hakkını bize verir mi?..

Ünlünün görüntüsünü almayalım mı?..

Alalım ihvan tabii…

Istifham sormayalım mı?..

Soralım arkadaşlar tabiatıyla…

hele, hadi bilemedin iki el…

Sonraları sen iyi ego sıhhat, bırakın insan ya dahi eş gideceği yere gitsin…

Çekmek ve sinirlendirip veri ayırmak, habercilik değil…

O insanlardan fen çıkartmaya çalışırken rüfeka…

Bir an durun ve düşünün…

“Ego anzarot balık keyfi yapmış, koluma arkadaşımı takmış habbe yolunu tutarken, birkaç müşteri gelse, bir değil, iki değil, üç değil sefer boyu almaç eşliğinde konuşmaya kalksa, tıpkı soruyu benzeri farklı elan sorsa ben hangi hissederim” diye bir defa düşünün…

Zavallı Kasıt Yücel…

Içim parçalandı…

Alıcı karşısında “git” dese gitmeyecek…

“Yâren dur yeter” dese onu üstelik çekecek…

Ne dese hangi yapsa el boyu kurtulamayacak…

Sonunda havalara bakıyor, bilahare birlikte yere kapaklanıp düşüyor…

***

Hepsi akşam, çağ demeden çalışan emekçiler o gazeteciler…

Doğrudur hiçbirinin o ünlülerin tırnağı olacak büyüklüğünde paraları bulunmayan…

Geceleyin vakti emeklerini vererek iki kuruş kazanmaya, o gülle ağırlığındaki kameraları taşıyarak evlerine aldatmak götürmeye çalışıyorlar…

Gazetecilik fer bir gelişim…

Veri tedarik etmek zor, onu haberleştirip üç kuruş bürümek elan da baskı…

Bunu anlamayan tek kimseye koca demem ben…

Ve fakat “haber dediğimiz mukaddes madde, işin katıksız gelişiminden ortaya sâdır görüntü yahut bilgidir…”

Bizler gazeteci adına olayın yapımcısı değil, izleyicisiyiz…

Bunu gözardı etmezseniz, “lanet almazsınız…”

Hepinize ferah icraat, bereketli istihbarat ve sevgiler…

Reha Muhtar /Vatan

Bir Cevap Yazın