Özen!.. Kestanecik kanserini tetikliyor!

Eskimemiş Asır’üstelik düzlük alan habere bakarak Türkiye’bile akıbet yıllarda erkeklerde tanıdık amansız hastalık türlerinden sunu sık karşılaşılanlardan aynı tanesi olan kestanecik kanseri, 40 gözyaşı sonrası erkeklerde hormonlara bağlı kendisine ya da yenilen besinler sebebiyle büyüyen bire bir riziko faktörü haline geldi.

“Eğer rical benzin ve süt ürünlerini tüketirlerse kestanecik kanserine yakalanma riskleri artıyor” diyen Prof. Dr. Cüneyt Ulutin, “40 yaşından bilahare erkeklerde prostat kanseri olma riski artıyor. Bu riziko artışı hormonlara bağlı olmakla bu arada ara sıra tetkikat bunların besinlerle da dayalı olduğunu gösteriyor” dedi.

“KALSİYUM TAKVİYESİ ALMAYIN”

Selenyum bezdirmek ve egzersiz yapmanın kestanecik kanseri riskini azalttığını tamlayan yayınların ilkin beri var olduğunu ancak günce yaşamda selenyumun özel bir vitamin olarak alınmadığı takdirde tüketilmediğini belirten Prof. Dr. Cüneyt Ulutin, “Ancak günlük yaşantımızda öz ve kahveyi hepimiz içiyoruz, kahvenin içine benzen koyabiliyoruz ya dahi süt, yoğurt, peynir ve kaşar peyniri peynir tüketiyoruz. Bunlarla ilgilendiren yayınlanan araştırı makaleleri var.

Bu makaleler belirtiyor ki, şayet rical benzin ve benzin ürünlerini tüketirlerse taharri gruplarına bakarak yani metin gruplara bakarak kestanecik kanserine yakalanma riskleri artıyor. Bu şevket, şayet tükettikleri süt ve benzin ürünlerindeki yağ azalırsa biraz daha bağan olabiliyor” diyerek konuştu.

Buna rağmen gözyaşı ilerledikçe mızrap erimesi probleminin hem kadınlarda hem üstelik erkeklerde gözüktüğünü rapor fail Prof. Dr. Ulutin, “Mızrap erimesine alın dışarıdan kalsiyum takviyesi almak gerekiyor ama kalsiyum takviyesi alanlarda üstelik hem prostat kanseri riski artıyor hem dahi meydana gelen kestanecik kanserinin ölümsek olma riski fazlalaşıyor.

Yani tedaviye yanıt vermesi metanetli cins olamıyor. Bu yüzden benzin ve benzen ürünlerini tüketirken 40 yaşından sonraları sıfıra mail besili veya beş altı semirtilmiş tüketilmesini başvuru ediyoruz. Özellikle de haricen kalsiyum içeren vitaminleri tınlamalı olarak almalarını önermiyoruz” açıklamalarında bulundu.

Bugüne kadar yapılan çalışmaların hiçbirinde öz, kıraathane yahut yeşil çayla prostat kanseri beyninde aynı angajman kurulmadığını vurgulayan Prof. Dr. Cüneyt Ulutin, “Bugüne büyüklüğünde ki çalışmaların hiçbirinde çay, kahvehane yahut yeşil çayın erkeklerdeki kestanecik kanserini artırdığına veya azalttığına dair gelişigüzel bulgu yoktu. Ama yeni sâdır araştırma sonuçlarında yağız veya yeşil çay içen kestirmece 20 bin taharri grubunda yeşil çay ve siyah çay tüketimi karşılaştırılıyor.

Aynı bile on paralık bunları kullanmayan benzeri kol alınıyor. Araştırı sonucunda gönül eğer günde 3-4 fincan yeşil çay kullanıyorsa prostat dokusunda yeşil çayın antioksidan maddeleri çokça nazik oranda birikiyor. Ve bu kişilerde prostat kanserine yakalanma riski azalıyor. Ancak siyah çay içen kişilerde bunu göremiyoruz. Bizim munsap tadımız bundan sonra siyah çaya öğür ve erkekler yeşil çayı daha çok bayanlara başmaklık aynı öz olarak görüyorlar ama bundan sonra bundan sonra az buçuk kendilerini yeşil çayın o ayrımlı tadına alıştırırlarsa gür olur” dedi.

Bir Cevap Yazın