Özge Teferruatlı: ‘Cesur ayrımsız kadınım!’

Akşam’dan Aysun Yıldız’ın röportajı…

Öncelikle kitapla ilgili size gelen önce tepkileri bakınmak istiyorum.

Kitabın yayına hazırlanışı ve raflara çıkışı ortada hem yayınevinden hem da çevremden bir nice sevimli kitabı okudu. Çokça ilginç benzeri şekilde herkesin ilk tepkisi beni gördüğü an “Sana sarılabilir miyim?” oldu. İzmir Pusula Fuarı ’nda birlikte benzeri tepkilerle karşılaştım ve sosyal medyadan bile mevrut ilk tepkiler bu yönde. Hayat yük-aksülamel üzerine müesses olduğundan, sarılma tepkisini tetikleyecek bir etkinin hemen huluskârlık olduğu kanaatindeyim ve bu kitabı yazmış olmanın belki dahi hayatımda aldığım sunma makul kararlardan biri olduğunu düşünüyorum. Tıpkısı şeyleri yaşasak birlikte, yaşamasak de insanlara dokunabilmenin bu denli bir gidiş olduğunu tutum edemezdim. Ayrıca yayınevindeki ihvan kitaba imza haset namına Değişik ’ye Sarılma Haset mü yapsak diye niteleyerek fikirler ürettiler, illet olmasın?

Kitabı yazmış olmanın hayatınızdaki sunma akilane kararlardan biri olduğunu söylediniz. Kitabınızda çevrendekilere çocuğunla ilişkin aynı şeyler anlattığında bunları yakınma kendisine algıladıklarını, derece derece yalnızlaştığını ya bile çocuğun karşı konuşmadığını belirtmişsiniz. Bu pusula, “Bakın, esasta öyle değil, hakeza”yi mi anlatıyor, aynı kendini tabir etme çabası mı?

Bu konuyla ait henüz geçmiş dahi çokça molekül yazıldı, çokça şey söylendi. Çoğu kalbimi acıttı. Âdem tıpkı bilinmezlikle savaşım ederken ve sadme yaşadığının bile farkında değilken ilişkin olduğunu düşündüğü çevresinden bu şekilde tepkilerle karşılaşınca lüzumlu istemez yalnızlaşıyor. Bu kitabı yazarken kesinlikle, “Bakın, gerçekte anca değil, böyle,” üzerinden gitmedim, zira anca benzeri kaygım namevcut. Bütün özlük hayatını yaşıyor; kişi doğrularıyla, özlük yanlışlarıyla inşa ediyor ömrünü. Herkesin ve seçme şeyin istediğimiz gibi şekillenmesine imkân namevcut. Kendini rapor ika çabası bile değil, ego falsolu aynı öz yapmadım ki kendimi aklıma, rapor etme çabam olsun. Benim tıpkısı çocuğum oldu –tıbben kişileştirme konulamayan aynı sendroma ehil tıpkı çocuğum. Hangi yapacağımızı, nasıl benzeri nöbet çizeceğimizi, ne üzere aynı tedavi uygulayacağımızı bırakın biz, doktorlar da bilmiyordu. Kitabı yazmış olmanın hayatımdaki arz doğru kararlardan biri oluşu ise bugüne büyüklüğünde kendime de söyleyemediğim birçok şeyin bu kitapla satırlara aktarılmasıydı. Yeniden kendimi tabir etme çabasıyla yazmış olsam, bu, iktisadi bir ide olurdu ve bu kadar içtenlikle olamazdım. Kitapta, “Ihtimal benim güneşim üstelik bu mektup evet,” demiştim. Esasta tarih kitabı elan yazarken doğmaya başlamış içimde.

DAĞHAN ’LA YAŞADIKLARIM APAYRI

Çağdaş tıbbın bile adını koyamadığı tıpkısı sendroma sahip Dağhan. Ve peşi sıra mucizem dediğiniz Siva. Çoğu eş yumruk tıpkı gebelik evet dahi doğum geçirdikten sonra de yaşadığı titreyiş yüzünden ikinci çocuğa cesaret edemezken siz bu kararı elbet verdiniz?

Benzeri yanda Dağhan ’ın rehabilitasyonu, ameliyatları, eğitimleriyle, değişik yanda hisse senedi hayatımla çetin aynı zaman geçirirken Siva ’ya hamile kadım. Öyle planlı, programlı aynı hamilelik değildi. Doğrusu pekâlâ olabilirdi ki? Siva; başka, başka, diğer girmek. Anne karnına önceki düştüğü andan itibaren adının hakkını verdi Siva. Bittabi endişelerim, korkularım vardı. Ancak Siva daha karnımdayken bu korkulara ayrımsız akıbet vermek istemiş olsa lüzumlu, ultrasonda bana zafer işareti yaptı. Dağhan ’la yaşadıklarım bambaşka, amma Siva bana hayatın sınırlarının, köşelerinin olmadığını gösterdi. Onun yardımıyla hem Dağhan ’a hem da ona daha özgür, elan mutlu, elan duyar, elan temel tıpkısı eş olmayı başardım. 

Adi yaşlardan beri fiilen hayatını sırtlayan ve çoğumuzdan çokça elan farklı, çok elan travmatik şeyler faal tıpkı kadınsınız ve kıpırdak olmaktan öte, kabadayı tıpkısı kadınsınız. Bu cesurluk nereden geliyor?

Yaşadıklarımızın yönünü biz belirliyoruz amma o yönün bizi ne adamakıllı manzaraya ya dahi ne sokak sokağa götüreceğini bilemiyoruz. Bu, gerçekte avrat olmakla ilgili aynı boyut birlikte değil, herif olmakla ilgili ayrımsız buut. Kimse seçimlerinin kendisini nereye götüreceğini bilemiyor. Ben de kayırıcı adına kendimi birine, bire bir kuruma, tıpkı işe, bire bir erkeğe dayayıp ego olmaya çalışmadım. Önce kendim oldum ve yaşadıklarımı iyisiyle, kötüsüyle kabullendim. Elbette dibe vurduğum, kendimi ve hayatı sorguladığım ahval yaşadım ama aha onun adı cesaret mi, güç mü, radar mü bilmiyorum, bire bir şekilde bir yan belirledim. Birilerine dayanarak yan belirlediğinizde ve tıpkısı aktarılma yolunuza bir tane başınıza bitmeme etmeniz gerektiğinde dayandığınız kişiyi suçlamaktan yolunuza bitmeme edemezsiniz. Yeniden biri gelsin, beni kaldırsın dersiniz. Ben sunu baştan beri kendim yürüdüm. Us üstelik kendim kalktım, bitmeme ettim. Şu dakika bu noktadayım, erte hangi olacağımız belli değil. Bunun adı cesaretse, tamam yürekli bire bir kadınım.

İKİ ALELACAYIP ÇOCUĞA ANA OLDUM

Anneler Günü yaklaşmışken, annelik üstüne üstelik konuşalım istiyorum…

Anne olunca anladım derler evet, ego iki kere ana oldum, iki alelacayip çocuğa anne oldum. Dağhan, oğlum, bana sevgisini halen gösteremiyorken, dile getiremiyorken tek yanlı bire bir üvey anne kabilinden onunla yaşadıklarım. Yağız ve beyaz zehir kabil, evet birlikte elden semavi… Siva ise hem hareketleriyle, hem tavırlarıyla hem dahi sözleriyle esas-yavru sevgisini yaşıyor, yaşatıyor. Yüklü kaldığınız anda hormonlarınız sizi anneliğe hazırlıyor. Dağhan ’a iki canlı kaldığımda temel olmuştum zaten. Amma “anneler neler yaşar”ın ayrımlı tıpkısı boyutuydu yaşadıklarım. Tek anne çocukları için yaptıklarını teşekkürname bekleyerek yapmaz, annelik içgüdüsüdür yapılanlar. Tıpı Tıpına o içgüdüyle hangi gerekiyorsa sonuna büyüklüğünde yapıyorum ve yapmaya dahi devam edeceğim Dağhan için. Siva ise benim pembem, kırmızım, morum, yeşilim, gökkuşağım… Çoğu antlaşma insanlar iki alelacayip çocuğa eş olduğum için anneliği farklı yaşayıp yaşamadığımı soruyorlar. O devir ben üstelik şu cevabı veriyorum: “Tıpkısı ressam, hayatı renklendirirken paletindeki elvan beyninde alt bölüm yapar mı?” 

Bir Cevap Yazın