SAKINCASIZ ÇÖLAŞAN YAZDI

Mehmet Ulvi Birand ile Maksat Dündar arasındaki “Hırsızlık” tartışmasına Güvenli Çölaşan bile katıldı. Birand ’ın sakat defterlerini karıştırdı.

TRT ’yi dolandırmaktan hâkimiyet giyen Birand ’ın bozuk defterlerini Sözcü gazetesindeki köşesinde yazan Çöalaşan, Birand ’ı pişkinlik ve utanmazlıkla suçladı.

(…)Bu sözleri basında okuyunca kafam geçmişe gitti. Mehmet Ulvi o yıllarda Brüksel ’dahi, TRTye çalışıyor. (Kendisi tekme vatandaştır. Bir zamanda Belçika uyruğuna geçmiştir.) Habere ait ara sıra harcamalarını TRT ödüyor… Ve bizim Mehmet Mehabetli düzmece belgelerle, yapmacıklı imzalarla bu izzet kurumundan bedava haddinden fazla nazik nukut tırtıklamayı başarıyor.

TRT Denetim Kurulu bu rezalete umum koyuyor. Brüksel ’e müfettişler gönderiliyor, yapılan araştırmalarda belgelerin düzmece ve hileli olduğu benzeri ortaya çıkanlıyor. Söz Gelişi 100 dolarlık faturanın başına 1 rakamı ekliyor ve TRT ’den 1.100 dolar çekiyor.

Sonuçta Mehmet Uca mahkemeye sevkediliyor. Ankara 17.-Asliye Ceza Mahkemesi ’nde yargılanıyor, 11 kamer 20 periyot mapus cezası alıyor.

O günkü yasalara göre murafaa kendisine hafifçe bire bir cani yapıyor. Şayet 12 kamer ukubet alsa cezaevini boylayacak. Böylelikle 10 günle yırtıyor amma ismi sabıka kayıtlarına geçiyor.

Bu karar Yargıtay tarafından onanıp kesinleşiyor. İkinci dolandırıcılık dosyasını TRT Genel Müdürü Tayfun Akgüner geciktiriyor.

Yargılama sonunda ikinci tıpkısı değişmeyen: “Devleti dolandırdığı ve sahtecilik yaptığı sabit reşit, fakat zamanaşımı dolayısıyla davası düşürülmüştür.”

Erek Dündar ’ın yukarıdaki sözlerini okuyunca aklıma bu yüz kızartıcı olaylar geldi. Ego o antlaşma Mehmet Ulu ’nin kimliğini, devleti kuşkusuz dolandırdığını, yazdığım çokça sayıda yazıyla ve belgelerle kanıtlamıştım. Ağzını açıp aynı tek karşılık veremiyordu. Sinik olmuştu. Demincek iki göstergeç kanalının başında. Oralarda oğlunun şirketine işlemler verip Görgülü Doğan ’mağara parasıyla ona bile köşe döndürüyor…

Ve kaçın kurası Mehmet Büyük, deminden bu balık hafızalı ve unutkan toplumda, sokaklarda “Zikıymet ve meşhur kayırıcı!” yerine dolaşıyor.

Biz onun yerinde olsaydık, “Dolandırıcılıktan, sahtecilikten” buyruk giymiş olsaydık, herhalde utanır ve evden hariç çıkamazdık. Mehmet Ulu Birand Türk gazeteciliğinin yüz aklarından çabucak biridir! İçimizde daha nice Birand ’lar var.

Emin Çölaşan /Sözcü

Bir Cevap Yazın