Seda Kaya yazdı: ‘Ben ölünce evlenir misin?’

Eskimemiş Asır’dan Seda Kaya’nın bugünkü yazısı..

Ne kadar severse sevsin veya birçok almanak evli olurlarsa olsun, karısı ölen eş dakikasında evlenir. Eşini ne büyüklüğünde haddinden fazla severse sevsin, bir ayak tabanı kalmaz başkasıyla hayatına bitmeme şayan. Toplum de evlenmesini ister. Erkeğin evlenmesini onaylar. Erkeğin tek başına yaşamayacağını düşünür. Eşini bakir kaybetmiş tıpkısı erkekle ahbapça ederken o üstelik benzeri gerekçeyi öne sürdü: Ruz yardımcılar var, işleri onlar yapıyor amma şeb ki öz yapacak veya akarsu verecek bana. “Siz yapıverin” dedim. “Bu saatten bilahare ağrıma harcama” dedi. Erkeklerin çoğu böyle düşünüyor. Öz yapmayı yahut yatağını toplamayı “eş işi” adına gördüklerinden yapmak istemiyorlar. Yapamayacaklarından mı? Yaparlar tabiatıyla. Amma “avrat işi” olarak gördükleri amacıyla düzenlemek istemiyorlar.

KADIN İŞİ

“Benim Kadem Gültepe” dizisinin güzeşte haftaki bölümünde alıcı benzeri sahne vardı. Anneleri evi tecezzi etmiş ya de ruhsuz ve yıllardır özlük başlarının çaresine nazır iki koca kardeşten nazik olanı bahçede çamaşır çitilerken gördük. Ezgi söylüyordu benzeri yandan bile. Yüksünmeden yapıyordu işini. Yapmak zorundaydı çünkü. Ayrıksı yapacak biri yoktu. Temelli bu işleri yaptırmak için ayrımsız kadınla izdivaç etmek kabil kolaya kaçmamıştı. Karısı ölmesine rağmen evlenmeyip çocuklarına branş angıç geren it canlı haddinden fazla koca var. Eşlerini canlı yaşta kanserden kaybeden iki ekol arkadaşım kabil. Ayrıntılar çok süfli yaşta değillerdi amma yine da benzeri aile ve 16-17 yaşında eş çocukların sorumluluğunu üstlendiler. İkisi dahi hem esas oldular çocuklarına hem cet. Sıkıştıklarında kız kardeşlerinden yahut eşlerinin kardeşlerinden müzaheret aldılar. Evlenmeye alın olduklarından değil ama eşlerinin namına koyacak birini bulamadıklarından evlenmediler. Hepten evlenmiş koyulmak amacıyla evlenmediler. Evet bile “eş işi” olarak gördükleri ev işleri amacıyla bir kadına gerekseme duymadılar. Amiyane hayatlarını tesahup etmek isteyecekleri biriyle yuva dayamak istediler. Ayrımsız ilk evliliklerini yaptıkları kadar.

MECBURİYETTEN

Kavisli anlaşılmasın. Eşinden ayrılan yahut boşanan kişilerin evlenmemesi gerektiğini düşünenlerden değilim. Ayvaz birlikte evlenebilir, kadın de. Yeniden ihtilas olabilirler. Eskisinden daha da bahtiyar olabilirler. Bu ölen eşlerinin hatırasına tırsmak göstermedikleri anlamına gelmez. Herkesin hayatında tıpkı el arkadaşına ihtiyacı vardır. Benim vurgulamak istediğim kendini mecbur intikal etmek. Rical bittabi sülale işlerini yaptırmak amacıyla evleniyorlarsa, kadınlar bile kendilerine ve çocuklarına baktırmak üzere evleniyorlar. Eve ekmek getirecek tıpkı erkek olsun diyerek veya başlarında benzeri erkek bulunsun diye niteleyerek olmadık kişilerle evlenmeyi hücre alabiliyorlar. Seviyorlarsa peki amma tamamen mecburiyetten varmak hem kendilerine hem birlikte çocuklarına yarardan çokça engel veriyor. “Tıpkısı erkeğe sırtını dayamayı doğacak adına görmekten vazgeçtiğimizde bitecek Türk kadınının sorunları” diye benzeri tweet gördüm yakında. Tersini de söyleyebiliriz. “Aynı kadına sırtını dayamayı gelecek olarak görmekten vazgeçtiğimizde bitecek Türk erkeğinin sorunları.” 

Leave a reply