SEVİŞECEK KAYIRICI BULAMIYORUM!..

Ayşe Arman bugünkü kenar yazısında gay edip Ahmet Tulgar ’la gaylik ve Tulgar ’ın gay benzeri ilişkiyi anlatan bakir kitabı ’Birbirimize ’ karşı yaptığı röportaja yer verdi. Gay hakemden sonradan, Tulgar ’ın  candan itirafların vadi aldığı yazı gene çok konuşulacağa benziyor.. Aha Arman ’ın yazısı..

Güya belli meslekler var ve eşcinseller onlara akredite. Yazarlık, oyunbazlık, müdürlük, moda sektörü, ve benzerleri vesaire…

Bu alanlarda var olabilirler. Ama leşker olamazlar. Polislik yapamazlar. Siz anca zannedin! Farkındaysanız gün günden, zarfında olmaları akla yatkın görülmeyen alanlarda da ortaya çıkıyorlar. Eşcinsel hakemden sonra, eşcinsel polisimiz oldu. Ama o, yargıcı kadar yürekli çıkamadı. Kameraya çekilmiş görüntüleri ortaya çıkınca, meslekten ayrıldı. Oysa, onun hususi hayatıydı ve kimsenin karışmaya hakkı yoktu. Neresinden bakarsanız bakın, Türkiye, benzeri tahavvül geçiriyor. adım adım herkes, temas şeye alışıyor. Periyot ati eşcinsel askerler, fırka başkanları, politikacılar yadırganmayacak. Bilgelik değeri bile mümteni. Ama şu anda, eşcinsel sevişmelerin anlatıldığı, anıştırma edildiği bire bir tezkere, ayrımsız yazın eleştirmeni tarafından şu sözlerle karalanabiliyor: “Eşcinsel âşıktaşlık okumaya amade değilim!” Ahmet Tulgar ’ın “Birbirimize” ismindeki kitabına eleştirimci Feyza Hepçilingirler ’mağara gösterdiği aksülamel geçtiğimiz günlerde çok konuşuldu. Tartışma başladı elbette: “Eşcinsel âşıktaşlık, insanı bozar mı bozmaz mı?” Ahmet Tulgar ’ı buldum, sorularımı sordum. Onunla sohbet etmek bütün latif, zira zeki, zira bilgili, zira esprili…

Kendisini “Eşcinsel âşıktaşlık okumaya hazır değilim!” diye eleştiren Feyza Hepçilingirler ’e cevabı…
O sığ mürebbiyenin gökçe yazın dünyasında işi gayrimümkün!

Fenomen çıkaran kitabın “Birbirimize”yi ne saikle yazdın?
Bana karşın oldu, içimden aktı. Esasen ikinci romanımı yazıyordum. Sonraları bir zaman apansız aynı hikâye aklıma geldi, yazdım. Derken ayrıksı kıssalar üstelik yazdım. 23 tanesi “Birbirimize”yi oluşturdu.

Yazarken edindiğin bir tasavvur var mıydı? Harvey Milk kabil… Sezdirmeden tıpkısı öncülüğe falanca mı soyundun?
Bulunmayan canım. 1991 ’de özel televizyonlar yayına elan yıpranmamış başladığında, Ruh Asena ’nın programına çıkıp, eşcinsellikle ait konuşmuş adamım. Ben oradalan geçtim. Bu kitabı yazarken gökçe yazın dışında tıpkısı amacım olmadı.

“Gay sevişmesi yazarsam kayran yerinden oynar” diyerek düşünmedin mi?
Geldik meselenin özüne… Kitapta, eşcinsel sevişme diyerek bir özdek yok. Ihtimal bire bir-iki yerde, biraz cümle ve imayla benzeri sevişmeden saraka edilebilir, o kadar…

Münekkit Feyza Hepçilingirler falsolu algılamış o zaman…
Valla kavisli mı anlamış bilmiyorum, homofobik sahtekárlığıyla kitabımı “muaşaka kitabı” olarak lanse ediyor! Sözde, eşcinsel âşıktaşlık okumaya amade değilmiş! Tuhaftır, bütün bunları da öz hikâye kitabının çıkmasına tıpkı hafta kala yapıyor!

Aynı dakika evet, muaşaka olsa ne olur, olmasa dahi evet…
O de var tabii. Acun edebiyatı böyle başyapıtlarla komple. Thomas Mann ’ın, Tadzio adlı canlı çocuğun güzelliğinin peşinde ölüme revan aynı yazarı anlattığı “Venedik ’te Ahiret Yolculuğu” adlı kitabı üzere ne diyeceğini zaaf ederdim. Ama etmiyorum. Bu sığ mürebbiyenin, literatür dünyasında işi olmaz!

Belki dahi “İki erkeğin sevişmesini yazın diye yutturuyor” emreylemek istiyor. Eşcinselliğine değil, edebiyatçılığına laf ediyor…
Tamam, bunu söylüyor utanmazcasına. Kitaptaki ayrımsız azap sahnesini bile, cinsiyet sahnesi kabil alıntılıyor. Bu kadar ahlaksızcasına yani. Benim edebiyatıma konu edebilmesi için, çok fırın dolaşması lazım. Onu literatür bilgimle üstelik yeteneğimle de, kötü mahcup ederim.

Peki eşcinsel alışveriş okumaya amade olmayan biri, günün birinde amade olabilir mi?
Feyza Hatun bu yaştan sonra hazır olmasın bence. Bu haliyle dalavere etsin.

Kitabını sevmemiş olanaksız mı? Hakeza ayrımsız hakkı yok mu?
Benzer ama bunu bunu hakeza tabir etmezsin. Başka tür yaparsın.

Bire Bir profesör, fazla tamircisiyle şüphesiz alay malay tür?

Eşcinseller, aşkla seksi ayırmayı heteroseksüellere bakarak daha mı dolgunca bilir?

Bence bundan sonra karıştırıyorlar. Bu ikisini bölme konforu heterolarda. Eşcinsellik platonik aşka henüz çok merbut ve bunun avantajını dahi sanattaki, edebiyattaki etkinliklerinde görüyoruz. Eşcinseller belli belirsiz tıpkı teması, tıpkı yakınlığı amor evet bile cinslik kendisine nitelendirebiliyorlar. Amma ayırdılar mı de parçalanmamış ayırıyorlar. Karasevdanın çağımızdaki yeri, eşcinsellerin yanı başıdır. Çok bile seksin da heterolar amacıyla portatif arkaç getirildiği aynı dünyada, eşcinsellerin gelişigüzel ikisi üzere dahi haddinden fazla çok çarpışma vermeleri, çokça daha çok riske girmeleri gerekiyor.

Eşcinsellikle ilgilendiren beni çok etkileyen bire bir öz var: Bu dünyada derslik çelişkisi bu kadar keskinken, onlar iplemiyor. Bu elbette oluyor? Tıpkısı müderris, elbette fazla tamircisiyle gelişigüzel benzer? Hemen cinslik, ehliyetli mi olayı açıklamaya…
Şöyle düşünülebilir: Madem eşcinsel partneriyle tıpkı gelgel oluşturamayacak, madem etraflı vadeli bakamıyor ilişkisine, madem ailesine, hetero dostlarına beğendirmek, teşhir etmek zorunda değil o halde sebep denklik arasın? Üstelik bu sınıfsal ayrımlar, o büyüklüğünde dümdüz aşılabilecek, o kadar güzelce ve yaratıcı aynı proses ki. Eşcinsellik günümüzde sınıflar arasında geçişkenliğiyle bile devrimci ayrımsız genişlik. Ve ego açıkçası eşcinseller için dünyaevi türü kurum hukuku olması durumunda, bu ihtilalci niteliğin kaybolmasından bile korkuyorum.

Gür üstelik kayırıcı sevgilisiyle bire bir koşa konu de edebilmek lüzumlu. Onunla bir yere gidince gelgel tatmak lüzum… Sınıf ve ekin farkı, bunlara bariyer değil mi?
Yoo. Benzeri müderris, fazla tamircisiyle konuşamaz mı? Bence köken iletişim budur. Evli çiftlere bakıyorum da temel onlar konuşamıyorlar. Kaynak konuşmanın yerini kurumlar, statüler, mecburiyetler, mazeretler ve evliliğin sürdürülmesine yönelik formülasyonlar almış. Çoğu evli koşa, aldırmaz bire bir pazar sürdürüyor. Ve mutsuzlar. Sekssizler.

Rastgele erkek sence, ayrımsız erkekle sevişmenin bittabi olduğunu merak mesabe mi?
Muhtemelen öyle ya. Çünkü nihayetinde rastgele erkek, erkek vücuduna hayrandır. Zira erkeğe vahim, kuvvet peşinde görünmek öğretilmiş. Kadınlar kadınlara hayran değiller öyle. Avrat arz fazla imrenme valör. Erkek ise, erkeğe hayrandır. Kadınlar rakiplik kırat, erkekler dayanışma ortamında evet.

Bu kadar ayrımlı mı kadınla sevişmekten…
Sanmıyorum. Aşk varsa hepsi aynıdır.

Erkekler ve kadınlar sevişmelerini anlatmaya meraklıdır, gay ’ler bile öyle mi?
Tabii, onlar birlikte meraklıdır.

Kadınlar sevgililerini kadınlara mı, erkeklere mi kaptırdıklarında artık üzülüyorlar?
Kadınlara kaptırdıklarında üzülüyorlar amma öfkelendikleri üzere dahi öç alabileceklerini düşünüp rahatlıyorlar. Erkeklere kaptırdıklarında ise şoke oluyorlar, kendilerini biçare hissediyorlar. Hangisi daha feci?

Peki gay ’lerin libidosunun heterolardan henüz erdemli olduğu akıllıca mu?
Faziletkâr olsa hangi olacak? Adama “Adın mülayim, sert olsan ne tamam!” demişler. Bence eşcinseller, cinsellikleriyle henüz çok tanımlandıkları üzere sözde cinsellikle daha aşkın ilgilenmeye mecburmuş kadar hissediyorlar. İhtiyacı karşılanmamış tıpkısı libidodan söz edersek, peki bu gay ’lerde daha fazla. Bunu birlikte benzeri çoğu başka aktiflik alanlarına, mesela sanata yönlendiriyorlar.

Eşcinsel cinayetlerindeki vahşetin sebebi:
Aynı eşcinselle sevişmiş olmaktan ölesiye korkuyorlar, umu nesnelerini bulunmayan ediyorlar

Eşcinsel cinayetleri sebep bu kadar vahşi oluyor?
Evlerine gittikleri eşcinselle kavgaya tutuşuyorlar. Ve bir posta bıçağı saplamaya başladılar mı duramıyorlar.

Hastalık?
Çünkü kendileriyle yüzleşmekten, benzeri eşcinselle sevişmiş olmaktan ölesiye korkuyorlar. Az Buçuk esbak ikbal hedeflerini buyurmak istiyorlar. Ve elbette eşcinsellerin kendilerine direnmeyeceklerini düşünüyorlar. Onların parasına, eşyasına henüz süssüz el koyabileceklerini biliyorlar. Nefret cinayeti denilen fehva bu. Bilcümle azınlıklar nasibini alıyor. Bir bile şu gerçeği akseptans edelim: Eşcinsel katilleri, emniyette da, mahkeme bile maatteessüf kayırılıyor. Ya bile kayırılacaklarını sanıyorlar. Maço dayanışmasının kendilerini kurtaracağını düşünüyorlar.

Üniversiteyi Viyana ’da okudun, Günindi ’daki gay ’lerle bizimkileri kıyaslar mısın…
Can güvenliği, ati güvencesi ve hukuki durum açısından bizden çok henüz ilerideler. Amma tam da bu, onları daha aşkın kişi madun kültürleri içine çekiyor…

Şüphesiz yani?
Evlilik ve bırakıt hukuku kabilinden tıpkısı eşcinsel hukuku olduğu üzere, artık onlar da heteroseksüeller gibi ilişkilerini kurumlaştırma için gidiyorlar. Kişi mecbur çevrim ilişkilerine çekiliyorlar. Benzeri gettolaşma durumu oluyor. Birlikte yegâne tıpkısı gettoya değil, gelişigüzel eşcinsel kişi sınıfsal konumuna göre ayrı benzeri gettoya çekiliyor. “Afişe eşcinsel”in daha çok olması, bu gettolaşmayı artırıyor. Oysaki Türkiye ’de afişe olsak da olmasak bile, heterolarla ayrımsız kamusal ve özel alanlarda bu arada olabiliyoruz…

Hálá röportaj yapıyor olsaydım
Bu hafta Kültürlü Doğan ’la tahsis etmek isterdim. Herkesten haddinden fazla okunurdu çünkü

Türkiye ’nin arz iyi röportajcılarından biriydin, çok okunan, çok ses getiren röportajlara imza attın. Ama sonra sahneyi metrukiyet ettin. Bozukluk?
Nevaziş ediyorsun! Evet, aynı bölüm mülakat yapmaktan çok tabiat alıyordum. Amma o rakiplik, değme hafta sonu alınan akıbet, mufassal bir maraton, tıpkısı kütle süreci kabilinden. Arada tevakkuf, uzunca etrafıma iaşe ihtiyacım olurdu. Ve o koşuşturma içre bu benzer değildi, meğerse ben sinemada birlikte tempoyu değil detaylı sekansları severim. Yoruldum. İtiraf ediyorum, gelişigüzel hafta haddinden fazla umurumda sıfır birini ağırlamaktan de sıkıldım. Senin de suçun var elbette. Senin yüzünden herkeste ayrımsız röportajcı olma isteği oluştu. Çünkü bu hisse senedi, dışarıdan bakınca, süssüz görünüyor. Tek birlikte öyle değil haddizatında. Çalıştığım yerlerde, benim “röportaj nesnesi” dediğim, mülakat yapacağım insanları de benden çalmaya kalkanlar türeyince, “Buraya kadar!” dedim, o defteri kapattım. Ve kendimi edebiyatın kucağına attım.

İnsanın, seçkin hafta imzasını görememesi bire bir mesafe yaratıyor mu? Depresyona giriyor mu?
İmzamı görmemekten değil de, darlık yüzünden depresyona girdiğim oldu. İmzamı kabul etmek istediğimde kitaplarımın kapağına bakıyorum.

Arada röportajcı ruhun, “Şununla röportaj yapsam dört dörtlük olur!” demiyor mu?
Demez mi? Üste, soruları hazırlamış oluyorum zihnimde. Alelhusus televizyonlarda “iyi istifham” kıtlığı söz konusu. Onların soramadığı soruları, ego evde soruyorum.

Bu hafta, benim yerime bu ilaveye sen mülakat yapıyor olsan kiminle yapardın?
Bursaspor ’a para aktarımı olan Marksçı topçu İvan Ergiç ’le ya de Ahmet Altan ’la. Bittabi şansım olsa, Kültürlü Doğan. Evet, olur o hepsinden daha çok okunurdu.

Sen, amiyane tıpkısı model röportajına de yazın ve Marksizim iç itim etmenle meşhursun!
Ya olur, elimde değil, gökçe yazın ve toplumculuk ego on paralık infirak etmedi.

Hem gay hem üstelik sosyalistsin evet, senin üzere sahn hepimizinkinden elan mı edisyon?
Hem birlikte şüphesiz! “Kibar yurttaş” olmamak için bilcümle niteliklere sahibim! Gay ve sosyalistliğe, Kürtlerin sulh ve demokrasi mücadelesine olan sempatimi üstelik ekle… Amma n ’apalım ben de buyum…

Gailesiz sevenlere mantici Nemli sevenlere balamozcu denir

“Eşcinseller aslında aynı erkeğin değil dahi estetiğin peşindeler…” Bu tüm ne vukuf geliyor? Neyi kasdediyorsun bedii derken? Cahillik, güç, üzeri?
Hepsi.

Eş denilen mahluk, gerçekte kadından daha mı fena hâlde?
Bence anca. Ama ego eşcinselim böyle söylemem natürel değil mi?

Eski Yunan ’de, Şark ’üstelik rağbet nesnesi erkekmiş, sonraları karı ergin, demincek tekrar ayvaz mi olacak?
Androjenler olacak.

Eşcinseller, yaşlı bedene beniz vermez mi?
Birtakım güre sever, kimi buğulu.

Eşcinsellerde “dinç sevenler”, “buğulu sevenler” diyerek tıpkısı ayrım var mı?
Olur, canlı sevenler mantici, buğulanmış sevenler balamozcu.

Eşcinseller, kadınlar gibi canan artı içtimai kondisyon peşinde değil diyorsun… Olur neyin peşindeler?
Mutluluk.

Ego dahi sana “Haydi len!” diyorum, biz sebep mutluluk peşinde olmayalım…
Olur siz da olun! Ama karı denilen yaratığın henüz hesabi olduğunu acun álem biliyor!

Yeryüzü maço görünen alanlarda da eşcinsellik var

Gay hakem hakemlikten ahali çektirilmesine artık itiraz etti, bana yapılan ayrımcılıktır, eşcinsel olduğum için böyle yapılıyor dedi. Bu itiraf, bu talih üzere pekâlâ ayrımsız şeydi?
Bence çok önemliydi. Maço kültürünün tavan yaptığı futbol alanında, hakemlere en fazla seslenilenen kimliği, i..neliği sahiplenmek, filhakika cesaret işi. Kutluyorum.

“Yıldızlı eşçinsel”olmanın bedelleri ne kadar bati bu ülkede?
E çok kısık. O yargıcı yavru neler yaşadı sonraları… Bazı mesleksel alanlarda henüz fazla aynalı görülüyor. Başkaca işin gereği kabul ediliyor, moda, tayf kadar… Tabii travestileri unutmamak lazım. Temel şiddete uğrayanlar, işsizliğe mahkûm edilenler onlar. Gay ’lerin durumu onlara bakarak çok henüz bol…

Bu akıbet gay polise ne diyorsun?
Ona yapılanları, emekliye ayrılmaya zorlanmasını çok ızdırap buluyorum. Seçme kalem güç ve yolsuzluğa bulaşmış memurların tefeyyüz edebildikleri kurumlarda, aynı herif bir insana kardeş kardeş dokunuyor diyerek dışlanıyor. Ne diyeyim leş!

KIBAR ACI OLAN TAŞRADAKİ FORMAT

Bu memleketin sunu maço görünen alanlarında eşcinseller yok mu?
Gayrimümkün olur mu Ayşecim, olamaz evet mu? Doğrusu onlara birlikte en çok bu koyuyor!

Bizim gay ’lerimiz, tıpkısı varoluş savaşı mı veriyor?
Bu yıl “Eşcinsel Değer Yürüyüşü” bir hayli canlı oldu. Lambda, Kaos GL kabil derneklerin çalışmaları alelhusus dinç gay ’ler üstünde faal oluyor. Ve bu çoluk çocuk militanca savaş ediyor. Ana elem olan bence merkezden uzakta, taşrada eşcinselliğini terennüm etmek isteyenlerin durumu. Onlarınki asıl tıpkısı varoluş savaşı aha…

Ne kadar posta kat edildi?
Hele eşcinselliğin toplumdaki genel özgürlük mücadelesine ideolojik namına bağlanması konusunda kıytırık mesafe itmam edildi. Idrak Uras, Sebahat Tuncel kabilinden adlar intihap kampanyalarında eşcinsellerin özgürlüğü amacıyla mücadele edeceklerini üstlenme ettiler, sorunları TBMM gündemine taşıdılar. Eskiden sol çevrelerde hakeza şeyler mümkün değildi. Yani ideolojik açıdan siftinlik vuzuh itmam edildi amma ünsiyet, toplumsal güvence kadar alanlarda çoğalma bulunmayan. Yasalar, eşcinselleri namevcut sayıyor.

Salah varsa, dönüm noktası neydi?
Düzelme bence Türkiye ’deki demokrasi mücadelesinin ivmesiyle bağlantılı ve Avrupa Birliği süreci ile ilgilendiren. Bir dahi dünyadaki seçkin evolüsyon Türkiye ’ye bile yansıyor. Berlin ve Paris üzere iki iri kentin belediye başkanları eşcinselliklerini kamuoyu önünde özgürce ifade ediyor. 25-30 yıl ilk o kentlerde bile böyle bir öz tahayyül edilemezdi.

Ata olamamak en hayıflandığım öz

Bir kadından bala yapıp, ağababa olma fikrine kuşkusuz bakıyorsun?
Haddinden Fazla isterdim. Aha genişlik haddinden fazla hayıflandığım husus bunu yapamamış olmam. Çünkü çocukları çok seviyorum. Amma bu duygularımı paylaşacak kadın ayrımsız gerekiyor. Bulabilir miyim sence?

ÇABUCAK BEŞ ALTI KELİMEYLE…

Avusturya Lisesi hangi tabir ediyor?
Almanca. Literatür.

Oray Ense?
Tanımam.

Başkumandan Turgut?
Çekinti.

“5000 YTL alıyorum yetmiyor” yazdın, şimdi ayda birçok mal yetiyor?
Ne kadar bulursam. Çokça henüz azı dişi…

Şan tehlike midir?
Hoppadak ateş değil.

Herhangi Bir devir internete girip, hakkımda benzeri şey yazılmış mı, yazılmamış mı diyerek baktığın akilane mu?
Dalavere. Kim beni her aktarılma görüyor?

Düşmanın haddinden fazla mu?
Sanmam.

Tayyip Erdoğan ’la eşcinsellik aytışmak ister misin?
Topluma tıpkı katkısı olacaksa.

Kürt açılımı…
Umutla destekliyorum.

Cihangir ’mağara nesi kusursuz, nesi bakımsız?
Çayı dört dörtlük, rakısı berduş.

Deniz Alphan?
Letafet ve ironi. Enfes tatlılar. Gazetede sabahlamalar…

en üst hangi antlaşma áşıktın ve gözün tek öz görmüyordu?
2005.

en üst neye ağladın?
Selde ölen adi kıza.

Bazı kaybettin ve çokça koydu?
Hrank Dink, Orhan Doğan.

Bari heteroseksüel olsaydım dedin mi on paralık?
Kendimi çokça yalnız hissettiğim gâh zamanlar demişimdir.

Grup cinsiyet yaptın mı?
Sen orostopolluk mı geçiyorsun? Ego bir birey bulamıyorum.

Neye götürüm edemezsin?
Samimiyetsizliğe.

Dövmen var mı?
Namevcut. “Ayrımsız dönem istemezsem hangi yaparım” korkusu.

Türkiye dışında evinde üzere hissettiğin mutluluk?
Almanya.

Avusturyalı bire bir eşcinsel arkadaşın annesine, “Biliyor musun asıl, ego gay ’yapıt” demiş, o birlikte “Garaja git ve intihar vücut!” demiş. Akilane mu?
Doğru vallaha.

Annen mi baban mı çıktı üzüldü gay olduğunu öğrenince…
Bunu sormaya cesurluk edemedim.

Hakeza benzeri madde yokmuş kadar mi davranıyorlar deminden?
Annem öyle, babamı kaybettim.

Gayrimemnun mı tamam gay ’ler? Yeryüzü haddinden fazla kime?
Metrukiyet edenlere.

Medyanın sunma leş tarafı?
Zenginliğe olan hayranlığı.

Dolma söyler misin?
Sistem söyler.

Gay ’liğini kullanıyor, paraya çevirmeye çalışıyor diyenlere, sen ne emreylemek istersin?
Yılda genişlik bir iki 100 periyot resmen açlık tehlikesiyle yüz yüze kalıyorum derim. Kimi Vakit sigara param olmuyor derim.
 
Ayşe ARMAN

 

Bir Cevap Yazın