Şevval Sam’dan hayata dayalı izahat

Hürriyet’ten Yenal Bilgici’nin röportajı…

Yeni albümünüzün adı ‘Toprak Kokusu. ’ Nasıl tanım ediyorsunuz bu kokuyu?
Âdem vatanından uzaklaştığında en çok ilgili olduğu toprağın kokusunu özler. Ego da özlüyorum. Yani yerey kokusu doğduğum coğrafya benim.  Suyum iklimim, çocukluğum, ilgili olduğum hars… Anadilim…

Yağmurdan sonraki toprağın ferahlığı yok bugünlerde. Nefes var toprakta. Kutuplaşma var, yüklülük var. Hakeza ayrımsız dönemde arazi kokusu bize hangi söylüyor?
Değişik kimlikler ayrımsız arada barış süresince yaşayabilir. Ama mani oluyorlar. Türkiye üstelik çokkültürlü benzeri coğrafya. Bu açıdan her daim sorun muammer benzeri bölgedeyiz maatteessüf. Ancak soluk davasına dönüştürülen meselelerin hiçbir ant çözüme ulaşabileceğine inanmıyorum.  Elan çok duygusal yanıyor, henüz aşkın zehir yaşanıyor gelişigüzel seferinde… Kısırdöngü işte…

Nasıl çıkacağız buradan?
Isteyerek, mücahede vererek çıkacağız.  Siyasetçisinden işçisine, sanatçısından esnafına tümce bu bilinç ve farkındalığa ulaşırsa, bu kadar çığlık yaşanmak zorunda kalmaz.

Serencam dönemde yaşanan kısık sürecin bedeli sanatçılara ödetilmemeli. Onca yarış programı, diziler, reklamlar devam ederken ‘tevakki etmek ’ yerine müziğin susturulması, konserlerin halel edilmesi anlaşılabilir benzeri madde değil.

Siz hangi yapıyorsunuz söz gelişi?
Ego üzerime düşeni yaptığıma inanıyorum. Savaşarak barışa ulaşılacağını düşünmüyorum. Bu yüzden hazar şarkıları söylemeye devam ediyorum. Şarkılar kalbimizi yumuşatsın ve benzeri arada olabilmemiz mümkün olsun. Farklılıklarımızın antagonizm sebebi değil zenginliğimiz olduğunu ve herkesin yaşam hakkı olduğunu hatırlayalım. ‘Yerey Kokusu ’ üstelik doğrusu buna dair aynı haykırış.

Albümde degaje tıpkı yelpazeden şarkılar, türküler var. Elbet seçtiniz?
Kâffesi bu toprakların ayrımlı bölgelerinden. Değişik dillerden umum türküleri da var. Ege, Ilımlı Küçük Asya, Karadeniz üstelik var albümde, Çerkesçe, Kürtçe, Çeçence, Zazaca, Ermenice ve Azerice eserler birlikte…

Arif Sağ, İsmail Hakkı Demircioğlu kadar isimleri görüyoruz…
Benim için çok nadir insanlar düz aldı albümde. Arif Sağ, Yaşar Kemal ’mağara derlemesi olan ‘O Zamkinos Dirimlik ’ türküsünün düzenlemesini yaptı. Davul ve rabıt çaldı, benimle söyledi. Ahmet Arslan ’ın ‘Tanımadığım Deri ’ şarkısını kendisiyle gelişigüzel okuduk; o dahi çaldı ve düzenledi. İsmail Hakkı Demircioğlu, ‘Yuh Yuh ’ta bana eşlik etti. Çokça hareketli benzeri ekiple çalıştım. Dizge hoşur büyük bire bir özveri gösterdi. Benimle müzikal birikimlerini, ruhlarını, heyecanlarını paylaştılar.

18 zerre var. İki albümlük gereç huruç üzere.
Gerçekte 18 kıvılcım, bir resimlik üzere az çok fazla bir sayı ama henüz söylenecek o büyüklüğünde çokça kitap var ki, ‘Yerey Kokusu ’nun devamını hazırlamayı düşünüyoruz.

EN HADDINDEN FAZLA ÇERKESÇE VE ÇEÇENCE’DE ZORLANDIM

Pekâlâ bir nice ayrımlı dilde söyleyebiliyorsunuz? Cüret değil mi az buçuk?
Şarkıları önceki dinlediğimde, söyleyemeyecekmişim üzere geliyor bütün. Sonradan dinleye dinleye alışıyorum. Kulağıma tanıdık geliyor sesler.

Kulak yetiyor mu?
Danışmanlar var. Zorlandığım yerleri onlarla çalışıyoruz. Temel okumaya girene büyüklüğünde ritmim oturuyor.

Çerkesçe, Çeçence gibi zor dillerde bildirmek ekstra mütekait olmuyor mu?
Peki, itiraf edeyim, pespaye bile Çerkesçe ve Çeçence şarkılarda zorlandım. Danışmanlarımız olmadan söylemem imkânsızdı tabii ki; zira kimi zaman sizin duyamayacağınız nüansı onlar duyup sizi uyarıyorlar. Çeçence, Çerkesçe ve Kürtçe parçaların telaffuzu için antrparantez destek dahi aldım.

Çokça değişik türde albümler yapmanızı eleştirenler üstelik oldu. Pekâlâ karşılıyorsunuz bu eleştirileri?
Tümce seçkin şeyi boşaltmak evet üstelik tutmak zorunda değil. Herhangi Bir şeyi etiketlemeye ve tektipleştirmeye anca alışmışız kim; biri bunun dışına çıkmaya kalktı mı ayrıkotu muamelesi görebiliyor.

Yıldırıyor mu sizi eleştiriler?
Yarayışlı. “Kim ne diyecek” derdiyle saz yapmaya kalksam, az kalırdım bu hayatta. Ego müzikle büyüyorum; hayatı de müzikle deneyimliyorum ve bu çok hoşuma gidiyor. Cümle içindekini özgürce rapor etsin doğrusu.

KAZIM’IN DÜNYASINDAN UZAKLAŞIYORUZ

Kâzım Koyuncu ’nun ahiret yolculuğu yıldönümünde ona hitaben keder bir betik yazdınız. Bol bir dostunuzdu. Özlediği dünyaya andıran mıyız Koyuncu ’nun, ne dersiniz?
Müfit, anbean uzaklaşıyor gibiyiz. Ben esasen bile umudu yenilmek istemiyorum. Âdem olmayı öğrenmek o büyüklüğünde dümdüz değil amma çocuklarımız üzere bu umudu taşımalıyız.

Koyuncu ’ya hitaben “40 ’lar biraz hakeza, sen bilmezsin” diyerek dahi yazdınız. Siz şüphesiz yaşıyorsunuz kırkları, neler değişti hayatınızda, bakışınızda?
Çokça şey… Hem üstelik haddinden fazla.. Nerden başlayacağımı bilemiyorum; o büyüklüğünde çokça özdek var kim…  Tek ayrımsız molekül söyleyeyim, yirmili yaşlarıma çağrıştırmak istemiyorum.

Siftinlik mi?
Küçük. Kıdem sahibiyim artık hayatta!

Zaman kimi dinliyorsunuz? Başucunuzdan az etmediğiniz albümler hangileri?
Çok fazla enstrüman dinlemiyorum. İçimde sürekli arakçı aynı şeyler oluyor filhakika. Ancak kâh zamanlarda, o anki ruh halime kıymet gelen tıpkısı işaret varsa onu dinliyorum. Bazen benzeri yırlamak, bazen mutat bir işaret, kimi zaman caz, kimi zaman yöntemsiz… Bazı Bazı de hoppadak sessizliği dinliyorum… Alelhusus tabiatın içindeysem, binlerce tempo söyleniyor etrafımda.

Yerey Kokusu, umutlu benzeri uzunçalar. Siz kendinizi yer çokça hangi antlaşma ümitli hissediyorsunuz?
Hayata ilişik ve sorumlulukla katkıda bulunmaya müteharrik gördüğümde umutlanıyorum.  Üretenler, barışçı, tabiatla bağları kuvvetli insanları görünce… Hele bir şeylere körü körüne vabeste olmaktansa soran, sorgulayan gailesiz insanları gördüğümde..

Bir Cevap Yazın