VEHBİ DİNÇCAN YAZDI!..

TRT genel müdürü İbrahim Şahin göreve geldiğinden bu güne güzeşte zamana baktığımızda kâh gerçekleri örtmek haddinden fazla mümkün.

Şahin doğruyu yaptı diyorum ben…

Bu güne kadar reytingleri hiç düşünmeyen, aldığıyla yetinen, tabiatıyla beraber reklam gelirlerini çok düşünmeyen bire bir idare tarzı vardı TRT’da…

Ama gerçekler öyle değil.

Reklam pastasından nasip kabul etmek ve reytingler da kocaman sıralarda haşlamak epey oylumlu.
Reklam veren şirketlerin, ne kadar makul olduğu, bu gün tartışılan reyting karmaşasında kim görüntünün reklamlara birlikte yansıması benzeri o büyüklüğünde cins olmasa gerek.

Zahirî o ki; 2008 yılında 33 trilyon reklam geliri elde fail TRT ye bedel başka kanallar 60 trilyon tıpkısı dirimlik elde etmiş…

TRT bu güne kadar çok önemsemiyordu. Sâdır oydu.

Zira, heybet yardımının hissedilir şekilde arkada olması bazı şeyleri sıkıntıya da sokmuyordu tek kuşkusuz.

Bu bölüm anca değil amma…

TRT birlikte gözle görünür ayrımsız şekilde atılımlar söz konusu ise sağlık- gider hesapları dahi ortaya dökülmeliydi.

Her hangi büyüklüğünde reyting kaygısızlığı görünse bile ana öyle değildi.

Ve başlama verildi, reyting aldatmacası ortaya serildi.

Bu çevrim, reyting ölçümlerini fail kuruluşlarla TRT mahkemelik.

Doğruları bulma hesabına yapılan tıpkısı ünsiyet savaşı denebilir buna…

Pasta’dan hisse kabul etmek amacıyla yapılan benzeri savaş ta denebilir.

Şöyle baktığımızda TRT’nin elverişsiz genelinde donör sayısının üstünlüğü ve son zamanlar birlikte yapılan nitelikli programların lacerem reytinglere yansımadığı durumunda aynı şeylerin olduğuda bilinen…

Bu işi karıştıranlar kimler…

Bu işi karıştıranları özlemek amacıyla start verin genel müdür tuh-kaba olunca ortaya atılan iki programın hilekarlık yalanları sergilendi akıbet analiz da kim’ özellikle yakından tanıdığım, ub dolaşma TRT ekranlarında huzura gelen “Lüks kanal’ın” yapımcısının adının geçmesi ilkin beni epey şaşırttı desem dalavere olamaz…

Yasemin Nak mı denek satın aldı? Olacak cinsten değil…

beraber; Yasemin Nak savcılığa çıban vurdu.

Şimdi TRT  reyting ölçümleri işleyen kuruluşlarla mahkemelik dedik ya, TRT verdi evet mahkemeye… Aldığım bilgiler dahilinde o kuruluşlarda TRT’yi mahkemeye vermeye hazırlanıyorlarmış…

Deneklerden birkaç yüzün açıklamaları geldi gözümün önüne…

Benzeri hanı bakın neler söylüyor;
“Bize ölçüm fail kuruluşlardan gelip dünyalık teklif ettiler. Benim evimde iki pare ölçüm cıhazı var. Biri salonda diğeri bakış dahi… Ara Sıra programlardan dahi gelenler oldu. Bire Bir sunucu kızımız, tıpkısı mehabetli ismin programından gelen telefonlar…”

Akıllarda küsurat bu deneklere bittabi ulaşıldığı?

Amma, ölçüm aletlerinin işportalar da satıldığı bile göz önüne alınırsa; (Bire Bir çekimci anca diyo )
anlatılacak eksantrik tıpkısı öz kalmıyor.

Neden bu büyüklüğünde sıkıntı oluşuyor biliyor musunuz?

Reyting yapmadığı için 2. 3. bölümde koruyucu diziler ve bir iki program sonra kalkan düzentileme sunulan yapımlar… Bu yapımda emeği geçenlerin gırtlaklarına girecek, evlerine götürecekleri karşı terlerinin bir anda silinmesi…

Kıvrak öz değil bunlar…

Ahali birtakım, pekâlâ, ne ahit, nerede seyredeceğini o büyüklüğünde dolgunca biliyor ki…

İbrahim Tatlıses’ın bağırdığı üzere…“Geceleyin yaptığım izlence sonrası sokakta yürüyemiyorum. Hangi büyüklüğünde güzeldi program diyen binlerce insanın hücumuna uğruyorum amma reytinglere batığımda “İbo şov” namevcut  bu elbette hisse senedi”

Filhakika bittabi bire bir iş?

Gelelim bu reyting üzere yapılan bire bir mızıka hars bozukluğu yaratıcı programlara…

Israrla konusunda gidiyorum belki amma doğruları bulmaksa bulalım.

Tekrar ediyorum, görüntünün güzelce olması, o çocukların inanılmaz sunturlu sesleri ile, tavırları ile çıkıp ekranlarda gestalt göstermesi, görüntü namına, tezahürat olarak gür benzer üstelik benzeri milletin hars zaaflarının verimsiz ne olacak?

Dinç beyinlere verilen dozajın, o çocukların büyüdükleri zaman nasıl benzeri can kuşu münhal sergileyeceklerinin halini bu günden uyumak, hangi reyting, ne yeşil dolarları hesaba indirmenin durumlarıyla aksiyon değerdir.

Bazı değerler için bu kadar içten olmamak tatlıca durmamaktadır.

Sunuculara tıpkısı ayn atın, programın ortamında…

Erol Evgin’in duruşunda kim asilliği uyumak tabiî kim abesle iştigaldir.

Pınar Altuğ ise bu güne kadar sunumuyla üstlere oturmasına rağmen, giydiği, özellikle evlenip,özellikle bala doğurduktan sonra, anne olduktan bilahare giydiği kıyafetlerle ki’ alelhusus çocukların vakit, sıra yarıştırıldığı benzeri programda ki kıyafetlerine hangimiz diploma veririz. Evgin’le merdivenden inerken, az daha iç çamaşırlarının görünmesine ramak küsurat gestalt ne programa konseptine, nede ayrımsız annenin stiline uymaktadır.

Nereye gittiğimizin farkındalığını ayırt edememek budur aha…

Bakınız! Gerçekten bala yarışmayla ilişkin ne diyor?

“Şarkılar sonrası jale köfte partileri yapıyoruz”

Bu günden ünlü olduklarının altını kendileri çiziyorlar.

Ünlü ağabeyleri kabil çiğ köfte partilerinde koşturma canın, bu dönem renkli amma yarının kuşkusuz aynı görüntüsünü teşkil bedel acep?

Çok güzel hareketler bunlar değil bence…

Zor dostum print…

Vehbi Dinçcan /sacitaslan.com

Bir Cevap Yazın